Bu Blogda Ara

25 Ağustos 2011 Perşembe

15.AY DOKTOR KONTROLÜ

Doktor kontrolüne geçmeden önce, minnoşlara aldığım piyanodan ve minnoşların piyanoya olan ilgi ve alakalarından bahsetmek istiyorum. Alışveriş sitesi Paramini' den minyatür bir piyano aldım. Piyano ile olan münasebetlerini görünce siz de hak vereceksiniz, ikisinin de farklı karakterde olduklarına işte bir örnek daha :
                                                                            
Önce Alper

Şimdi Yiğit



Alper' in bütün gücüyle ve iki eliyle tuşlara saldırışına bir bakın, sonra da Yiğit' in küçücük incecik parmaklarıyla kibarca tuşlara dokunuşuna... Büyüdüklerinde nasıl karakterde olacaklarını çok merak ediyorum. 
Gelelim doktor kontrolüne,
Maalesef son hastalığımız ( her ikisi de önce ishal, sonra ateş, sonra balgamlı öksüürük ve göğüste hırıltı şeklinde seyreden bir hastalığa yakalandılar ama çok şükür iyileştiler şimdi ) ve tatil sebebiyle çok fazla kilo vermişiz. O yüzden vitamin ve mineral takviyesi için minadex şurup başladık.  Kilo aldıran mamalardan ( pediasure vs ) verelim mi diye sordum ama içerisinde sentetik olan hiçbirşey sevmiyorum vermeyin kesinlikle dedi. Bizim doktor zaten çok kilo seven biri değil. Zayıf olsunlar ama sağlıklı olsunlar düşüncesinde, haklı da aslında. Yine de anneler ( tabi ki bende )çocuklarının kilo almış olduğu kendilerine söylendiğinde ne kadar kendileriyle gurur duyuyorlarsa, zayıfladıkları söylendiğinde de o kadar suçlu hissediyorlar kendilerini.
Önce yasaklar dedi doktorumuz:
- plastik saklama kabları
- Soya ürünü
- Soya lesitini içeren hazır gıdalar, gofretler,
- salam, sosis, sucuk,
- renkli hazır meyve suları, şekerler, renklendiriciler
Bunlar dışında uzun ömürlü ürünlere, tavğa ve konserveye dikkat dedi. Zorunlu kaldıkça verebilirsiniz ama sık sık vermeyin dedi. Endokrincilerin toplantısında bu tavuk konusu çok konuşulmuş. İnanılmaz hormon var dedi, mümkünse organik alın alamıyorsanız hiç tüketmeyin dedi.
Beslenme :
sabah 9-10 arası kahvaltı
-menemen + taze kaşar
-haşlanmış patates + taze kaşar + yumurta= sütle ezilecek
-kıyma pişirip rondolayıp domates+taze kaşar+yumurta+ sarımsakla karıştırabiliriz
-krep
-zeytin ezmesine ekmeği bandırıp veriyoruz ( 4-5 adet yeşil+4-5 adet siyah zeytin+ 1/2 biber+ 1/2 domates+1 ceviz+zeytinyağı+limon rondolanıp kavanozda saklanır.)
öğlen 12.30-13.30 arası öğlen yemeği ( sabantan sonraki ara öğünü kaldırabilirmişiz )
öğlen yemeğinde 1 dolma veya 1 kepçe pilav ( bulgurveya pirinç ) veya1 kase çorba veya 1 kepçe sebze yemeği
ikindi serbest 2 adet hipp bisküvi + meyve veya pekmezli kurabiye+meyve veya yoğurt+bal+ceviz olabilir.
akşam sofrada ne varsa ondan yiyecekler. Kendileri yesin bırakın aç kalksın ama kendileri yemeli dedi.
Yatmadan önce milupa tahıllılar veya sütlaç veya irmik tatlısı veya muhallebi ( bunlarda şeker olmayacak pekmez, bal, meyve püresi veya damla sakızı reçeli koyabilirmişiz )
1-2 yaş arası
- hergün 2 küçük kase kadar et
- hergün 250-500 ml süt
- hergün 1 kibrit kutusu peynir
- hergün 1 yemek kaşığı tahıl
- hergün 1 dilm ekmek
- hergün en çok 3 porsiyon 240 ml meyve suyu
- hergün 2-3 çeşit sebzeli yemek 
- haftada 3 gün yumurta 
- haftada 2 gün balık
- haftada 6-7 adet ceviz
- haftada 6-7 tatlı kaşığı bal / pekmez 
- haftada 6-7 tane gün kurusu, kayısı veya incir
- haftada 10-15 adet çekirdeksiz kuru üzüm yemek zorundalarmış. 
Bu dönemleri yer-yemez/sever-sevmez aylarıymış. brkaç gün çok güzel yerken birden iştahları kesilebilirmiş. ( Gerçekten bizikiler bu tanıma çok uyuyor ) Bunun sebebi, deri altında yağ hücreleri varmış. Çok yiyince o yağ hücreleri kalınlaşmaya başlıyormuş ve beyne sinyal gönderiyormuş obez oluyorum diye. Beyin de tehlikeyi farkedince iştahı kesiyormuş. Sonra yemeyince yağ hücreleri incelmeye başlıyor ve beyne tamam tehlike geçti sinyali gönderiyor ve beyin o zaman iştahı açıyormuş. Bu arada bebeler 18 saat açlığa dayanırlarmış.
Bir öğün süresi yarım saati geçmeyecekmiş. Geçerse yedirmeyi bırakın, ardından tabakla gezmeyin dedi . Yanında yemiyor demeyecekmişiz, sebzeden soğumasına izin vermeyecekmişiz, kendilerinin yemesine izin verecekmişiz, bari şunu ye demeyecekmişiz.
Oyuncaklar
çekiç top oyunu ( bizde aşağıdakinden var ama çekici birbirlerinin kafalarına vurdukları için ortadan kaldırmak zorunda kaldık )

ksilefon ( bunun yerine yukarıdaki piyano da iş görür di mi )
kocaman peluş oyuncaklar
yazı tahtası ( alınacaklar listeme ekledim )
elektrikli süpürge, vileda, el süpürgesi ( babamız veto koydu, kız oyuncağıymış )
iç içe geçen sihirli kuleler ( bondigo renkli kuleleri tavsiye ederim )
üstüste dizilen plastik halkalar ( aşağıdakinden aldık )
çek bırak arabalar ve toplar
müzikli kitaplar = aşağıdaki can havaalanında kitabına bayılıyorlar. her sayfa ile ilgili yandaki kutucuklara bastığınızda o sayfa ile ilgili ses çıkıyor. Mesela Can helikoptere biniyor, sağdaki helikoptere bastığınızda helikopter sesi çıkıyor. 
Aşağıdaki Yup-Pi serisini de çok sevdi minnoşlar. Bizdekiler serinin saat ve şekiller isimli kitapları. Şarkıları ezberledim artık :)) 
Her sabah erkenden           Saat tam 12                         Güneşimiz yok artık
Saat daha sekizken             Öğlen vakti geldi                 Akşam oldu karanlık
Uyanıp kalkarım                 Güneş tepemizde                 Saatimize baktık
Kahvaltımı yaparım             Bize gülümsedi                    9 olmuş yattık
bu arada masal dinlemezlermiş, zorlamayın dedi .
Anne bağımlısı olurlarmış, bizimkilerde bir terslik var kesinlikle baba bağımlısılar. Yanlarında haklarında dedikodu yapmayın artık anlarlar, yanlarında birbirinizle tartışın, ağlayın ama abartmayın dedi. Ha bir de düştüğü veya bi yerini vurduğu zaman o yere vurmayın ( hani yaparlar ya bak ben de orayı dövüyorum vs diye ) adece acıyan yerini öpün ve biliyorum acıdı ama geçecek diyin dedi. Bunun bir de vurdğun yerden özür dile versiyonu vardı o da artık uygulanmıyor sanırım.  

Ev Kazaları hakkında da konuştuk :
-Sivri köşeler kapatılır..
-Cam ,seramik ,porselen ne kadar süs eşyası varsa kaldırılır..
-Kapılara stoper takılır..
-Prizler kapatılır..
-Çekmecelere kilit takılır..
-Sarkan kordon,kablolar kaldırılır..
-Sarkan örtü olmamalıdır..
-Boncuk,ilaç kaldırılmalıdır..
-Evde kuruyemiş yenmemelidir..
-Deterjanlar en üst gözlere kaldırılır.
-Ocağın ön iki gözünde sulu şey ler pişirilmemelidir(4 yıl boyunca)
-Bulaşık makinesine bıçaklar hep ters konulmalıdır..
-Kapı-pencerelere mümkün oldukça kilitli olmalıdır..
-Klozet ve çöplere maksimum dikkat edilmeli..Mümkünse her zaman Wc kapıcı kapalı durmalıdır..
-Kesici aletler her zaman ortadan kaldırılmalıdır..
-Suyla aynı yerde (bir tencere suyla bile)yalnız bırakılmamalıdır..
-Pencereye dayalı mobilya bırakılmamalıdır.
Acil Durumlarda:
Yanık:Soğuk suya batırılmış suları akan bez,tülbent yanık bölgenin üstüne konur..
Aspire ederse:Yüzüstü çevrilip dizüstüne alınır Sırtına vurulur..
Zehirlenmelerde:114 Zehir danışma hattı aranır Kesinlikle kusturulmaz..Eğer kusarsa yemek borusu tekrar aynı maddeye maruz kalacağı için riskli olur..


İLK TATİL

Tatilden döneli neredeyse 1 ay olacak anca yazabiliyorum. Minnoşlarla başbaşa otel tatili yapmaya cesaret edemediğimiz için kayınvalidelerin yanına Antalya' ya gittik. Yol ayrı bir hikaye aslında ama burada kısaca anlatayım.
İki araba koltuğunun arasına zorla sığarak bütün yolculuğu orada tamamladım. Yanıma çocukları oyalamak için oyuncaklar, kitaplar ve dergiler almıştım. Bir tanesiyle oyalanma süreleri maksimum 10 dakika. Üstelik bunların hepsi daha önce görmedikleri veya az gördükleri oyuncak ve kitaplardı. Yine de kısa kısa da olsa oyalanmalarını sağladı.
Oyalanma diyince buradan sevgili fotoğrafçımız Muzaffer BÜYÜKKARAGÖZ' e tekrar teşekkürlerimi ve minnetlerimi gönderiyorum. Zira, hazırlamış olduğu slayt gösterisi büyük kurtarıcımız oldu.

Yol boyunca döndürüp döndürüp bunu seyrettik. Bittikçe tekrar başlatmamızı istediler. Antalya' ya varana kadar herhalde yaklaşık 100 kez dinleyip seyretmişizdir artık kusacaktık anne-baba olarak. 
Koltuklar çok terletiyor hepinizin malumu. Satıcıların terletmeyen kumaş bu teranelerinin hepsi hikaye. Öyle bi kumaş yok. Ama mothercare' de satılan işlenmiş koyun postu gibi bişey olduğunu duydum. Çok tuhaf geldi ama yorumlar gayet güzeldi, yazın terletmiyor, kışın sıcak tutuyor diye. Ne yazık ki Türkiye' de satışı yokmuş, bulamadık. Terlemekten kaçamıyoruz yani. Molalar bu yüzden epey uzun olmak zorunda kaldı. Zira, önce sucuk gibi ıslanmış bebelerin üzerini değiştirmek gerekiyor. Arka koltukta iki tane bebek koltuğu olduğu için arabadan çıkmadan bunu yapabilmek çok da kolay olmuyor. Giderken durduğumuz tesise koşa koşa girip içerde değiştirdim, dönerken ön koltukta. Epey meşakkatli olduğunu söyleyebilirim.  
Araba buzdolabı aldık, içine sütleri, mamaları, suları falan koyduk yolda çok işimize yaradı.
Gelelim Antalya' ya. Hava çok rüzgarlı, deniz çok dalgalı olduğundan minnoşlara aldığımız simitleri doğru düzgün hiç kullanamadık. Bebeler kucağımızda denize girdik çıktık genellikle. Buna rağmen, dalga bizi devirecek diye çok tedirgindim. Ama benim su kuşları maşallah denize bayıldılar. Lara' daki Zuga Beach' ten çok memnun kaldık. Tesiste üzeri hasırla kaplı güneş ışınlarından koruyan çok güzel ve rahat çardaklar var. Şezlong yerine çift kişilik yatak ebatında üzerinde süngerden yatağı olan standlar koymuşlar, gelen müşteriye hemen lastikli temiz havlu çarşaf takıyorlar, kocaman yastıklar vs.Yayılabildiğiniz kadar yayılıyorsunuz.



 Gittiğimiz plajda kendimiz gibi ikizler bulduk :)) Yanyana oturtunca zibidileri çok güzel görüntüler çıktı ortaya. Diğer minnoşların isimleri Mert ve Emir' di yanılmıyorsam. Nasıl da şaşkın şaşkın bizimkilere bakıyorlar :)





Tüm önlemlerimize rağmen, inanılmaz isilik oldular. Hiçbirşey fayda etmedi gül suyu vs. işe yaramadı yani. Ve çok ilginç bir şekilde sinek ısırığı gibi iri iri isilik oldular. Hiç böylesini görmemiştim. Acildeki doktorun verdiği merhem işe yaradı bir miktar ama ancak Ankara' ya döndükten birkaç gün sonra geçti tamamen isilikleri.



Fakat, kesinlikle çok mutlulardı tatilde. Sere serpe yer yataklarında yattılar, üzerlerinde sadece bezle rahat rahat dolaştılar, sürekli suyla haşır neşirlerdi. Benim için çok yorucu olsa da kesinlikle onlar için değerdi.  

11 Ağustos 2011 Perşembe

SAÇLAR GİTTİ

Aslında önce tatil yazısı yazmam gerekiyor. Ama tatili yazmak uzun süreceği için nisbeten daha kısa olan traş yazısı yazmaya karar verdim. Tatil yazısı daha sonra...
Saçlar kesilsin mi kesilmesin mi tartışmaları arasında yaz sıcakları yüzünden nihayet kestirme kararı aldık. Ben aslında erkek bebeklerde uzun saçı çok seviyorum ama artık minnoşlarım gözlerine giren saçlardan rahatsız oldukları, Alper beyimiz yakaladığı saçı ( genellikle de Yiğit' in saçı )sonuna kadar çekme eğiliminde olduğu için kestirelim bari dedik. Bu karara vardıktan sonra da acaba sıfıra mı vurdursak, yoksa sadece toplatsak mı tartışması başladı. Şu 'gür çıksın' arzusu insanı ister istemez sıfıra vurdurma noktasına getiriyor ama ben yine de ilk traş olacağı için kıyamadım. Karar verildi, sadece toplatılacak ve kısaltılacak.
Bu sefer de nerede yaptıracağız sorusu güne hatta günlere damgasını vurdu. Bir iki gün araştırma yapıldı. Bütün oklar e-bebek' i gösterince, telefonla aranıp bilgi alındı. Tek atraksiyonun bebeklerin bir araba içerisine oturtularak traşının yapılması olduğu, kuaförün oranın kadrolu bebek kuaförü olmadığı, dışarıdan çağrıldığı öğrenilince babamız kendi kuaförünü eve çağırmaya karar verdi ve isabet de etti. Buyrun bundan sonrasını resimler anlatsın : )))

Önce YİĞİT


VE ALPER



    VE SON DURUM