Bu Blogda Ara

28 Şubat 2012 Salı

19.AY DOKTOR KONTROLÜ


BU BİR GECİKMİŞ 19. AY YAZISIDIR. MALUM MİNNOŞLAR ŞU AN 21 AYLIKLAR. 21. AY DOKTOR KONTROLÜ YAZISI ÇOK YAKINDA :))))

Bu aylarda en az 6 kelime söylemeleri gerekiyor.( Bizimkiler, anne, baba, dede, anane, babaanne ( maanne şeklinde) Hatice( atcee şeklinde ), bir ( biy şeklinde ), iki, meme, mama, aç, sıpa (Yiğit, siiippppaaaa şeklinde )Mustafa( Alper, müttebaaa şeklinde )  kelimelerini söyleyebiliyor. Bir de Alper' in abiye kelimesi var ama annesi olarak ben bile ne demek istediğini henüz çözemedim. Hayır Türk Malı dizisi de yayından kalktı. Ordan duydu desem o da değil.
Koşarlar ( henüz yok, zaten Yiğit kronolojik 17, düzeltilmiş 15 ay itibariyle yürümeye başlamıştı tamamen ama Alper şu anda- 19 aylık - tam olarak desteksiz yürüyemiyor hala. sıralıyor, tay tay duruyor, bize doğru bir kaç adım atıyor, tek elini tutunca rahat rahat dolaşıyor ama gerisi yok. Sanırım biraz tembel. ) ( ALPER DE 21 AYIN BİTMESİNE İKİ HAFTA KALA YÜRÜMEYE BAŞLADI NİHAYET)
Odada olmayanları getirirler. Mesela "biberonunu getirir misin tatlım?", "Bebeğim, odadan tv kumandasını getirir misin lütfen!!"( kumanda da gayet başarılıyız. En kısa sürede diğer nesneleri deneyeceğim.)
3-4 cismi üst üste koyabilirler.( bu konuda oldukça başarılıyız)
Merdiven çıkabilirler.Elleriyle veya bizim desteğimizle.( Tabi ki Yiğit yapabiliyor, Alper de yok henüz )
Vücudunda yüzünde 3-4 parçayı gösterirler. ( Bunu neredeyse 9-10 aylıktan beri yapıyorlar zaten )
İterler. O yüzden bu dönemde market arabaları ve tekerlek gibi oyuncaklar hoşlarına gider.  Bizde aşağıdaki tekerlekten var, özellikle Yiğit' in çok hoşuna gidiyor. Market arabasını kuzenimiz Duru' nun evinde denedik çok hafif olduğu için Alper dengesini koruyamadı, ona tutunarak kalkmaya kalktı, devrildi. o yüzden almayı düşünmüyorum. 
Taşırlar, DİKKAT bu dönemde ağır cisimleri kaldırıp taşımaya kalkarlar. Ayaklarına düşürme tehlikesi var dikkatli olun.
Tırmanırlar, DİKKAT bu dönemde her yere tırmanmaya kalkarlar. Sonra da üzerine oturup atlarlar. Yiğit eline geçen uygun bulduğu her şeyi bir yerlere taşıyıp sonra üstüne çıkmaya çalışıyor zaten. 
Delik sevgisi, DİKKAT küçük bezelye gibi nesneleri burunlarına sokmaya çalışırlar. Her türlü deliği severler,burnunuza, gözünüze, kulağınıza parmaklarını sokmaya çalışırlar. Çok uzun süredir yapıyorlar bunu da. 
Kuytu sevgisi, Kuytu köşelere saklanmayı çok severler. DİKKAT Masanın sandalyenin altına girerler, sonra orada ayağa kalkmaya çalışıp kafalarını vururlar.
Geri geri yürüyebilirler. henüz böyle bir eylemimiz yok. 
Çöp kutusu ve klozeti severler. DİKKAT Çöpten aldıklarını yemeye, klozetteki suyla ellerini yüzlerini yıkamaya çalışırlar.
Bu dönemin aktiviteleri neler :
Tİyatro - Pembe Kurbağa' ya gitmek istiyoruz zaten, Ocak ayının programında bu var.
Marketlerin manav bölümüne gidin, çok hoşlarına gider. Beni muzların orada bekle diyin, hipnotize olmuş gibi öylece muzlara bakarak bekler sizi dedi doktorumuz.
Pet-shop veya hayvanat bahçesine gidin dedi. Pet shoplara gidiyoruz zaten hep, bayılıyorlar. 
Aydede turu atın. Ay dolunayken, hilalken gösterin, anlatın.Aydedeli bir oyuncak alın. Yatma ritüelinde bu oyuncağı da kullanın ( Bkz. Aydedeye iyi geceler -uyku ritüeli )
Matruşkalara bayılılırlar. Annemlerde var çok ilgilerini çekti gerçekten.
Pet şişeye taze fasülye nohut doldursunlar tek tek, ince motor gelişimleri için çok faydalı.
Üç dört objeyle doğrusunu bulma oyunu oynayın. iki bildiği, bir bilmediği nesne koyun. Tabak, kaşık ve cezve gibi. Tabak hangisi, kaşık hangisi, cezve hangisi diyin. İlk başka cezveyi bilemez. ama 3-4 seferden sonra tabak ve kaşık olmayanın o olduğunun farkına varır. Sonra bilince bilmediği bir nesne daha ilave edin oyuna. 
Büyük parçalı legolardan alın. ( Değişik birşey gösterdi doktorumuz, büyük çiçek gibi birşeydi, parçalar yaprağını, çiçeğini oluşturuyordu. Nerden bulacağımı sorsaydım keşke )
Radyo alın, kendi kendilerine kurcalasın düğmelerini.
Eline kartvizitliği verin, incecik parmaklarıyla tek tek çıkarsınlar kartları içinden ince motor gelişimleri için çok faydalı.
Altında resim olan puzzle alın. ( Alınacaklar listesine eklendi )
Gelelim tuvalet eğitimine. Bu dönemde özendirmeye başlıyoruz ama asla zorlamıyoruz.
Çiş : 3 yaş bitene kadar
Kaka : 3 yaş bitene kadar
Gece çişi 5 yaş bitene kadar söylenmemesi normalmiş.
Doktorumuzun kendi kızı 3 yaş 3 ayda kakasını, oğlu 18 ayda kakasını, 20 ayda çişini, 22 ayda gece çişini söylemiş.
Hazır olan çocuk 2-7 günde söylermiş. Hazır olmayan çocuk aylarca sürermiş ve örselenirmiş çocuk. Özellikle erkek çocuklarda anal dönem saplantısı gelişirmiş. Bu ne demek? Bu dönemde hazır olmadığı halde zorlanan ve örselenen erkek çocuk ileride inatçı, bildiğini okuyan, asabi, öfkeli, suçlu olduğu halde suçu karşısındakinde atan hatta cinsel problemlere sahip bir kişilik gelişimine doğru yol alabilir.
Özellikle kakanın istekli yapılması çok önemlidir. Kaka hazırlığı :
1-Anatomik : Kakasını yaparken çömelir.
2-Bilişsel :Kaka yaptığının farkındadır, işaretle veya sözle söyler
3-Ruhsal : Çocuğu ruhsal olarak kakasını tuvalete yapmaya hazır hale getirmek için, tuvaletten çıkana "oo dedesi sen de mi kaka yaptın, aferin " denilecek. Kakalı bezleri tuvaletteki çöp kutusuna kendisinin atması ve arkasından hoşçakal demesi sağlanacak.Her kaka yapışında ya da yaparken aferin kakanı mı yaptın / yapıyorsun denilecek.Tuvalete birlikte girilecek.Çocuklar taklit ederek öğrendikleri için anne babayı tuvaletini yaparken görmeleri lazım. Örneğin, anne kakasını yaptıktan sonra eliyle çocuğun görmemesi gereken yerini kapatarak bacaklarını açar ve çocuğun bacaklarının arasından klozetin içine bakması sağlanır. Bak kakamı yaptım, kakalar yüzüyor suda denir. Sonra 1,2,3 denir ve bacaklar kapatılır. Temizlenirken şu aşamada görmesinin bir anlamı yok. Çünkü, o beceriye henüz sahip değiller. Mümkünse temizlenirken örneğin babanın yardımıyla çocuk tuvaletin dışına çıkartılır. Sonra birlikte sifon çekilerek kakalara bay bay denir. Bu yapılırken çocuğun kakanın suların içinde foşur foşur döne döne gidişini görmemesi gerekir. Klozetin kapağı kapalı olacak ve sifon çekilecek. Çocuklar özellikle kakayı tuvalete yapmada zorluk çıkarıyorlarmış, çünkü kakayı kendilerinden bir parça olarak görüyorlarmış ve vücutlarından ayrılmasından korkuyorlarmış. Bu yüzden öncelikle lazımlığa alıştırmakta fayda var, 10 çocuktan 7 si lazımlık+ klozete alışırken, 3 tanesi direk klozete otururmuş. Ayrıca kaka yaparken ıkınma esnasında bacaklarından kuvvet alması için ayaklar yere değdiğinden lazımlık daha avantajlıymış. Klozette ayakları yere basmadığında daha çok güvensiz hissediyorlarmış kendilerini. 
Ne zaman otururlarsa, yaparken haber verirlerse o zaman hemen Fisher price lazımlık alınacak.Bu modelde çiş kaka yaptığında sensör sayesinde müzik çalmaya başlıyor, bu da teşvik edici oluyor.  Hem de klozet görünümünde olduğu için alışmayı da kolaylaştırıyor.
 Bu arada lazımlığa oturan çocuk resimleri gösterin.
Ve bu döneme ait eğitim bilgileri :
Masanın üzerine 6-7 çeşit1'er adet meyve koyacağız. Alper babana muz ver, Yiğit annene elma ver diyeceğiz. sonra markete götüreceğiz, meyve sebze reyonunda gezmeyi çok severlermiş. Muzların orada beni bekle geliyorum diyeceğiz. Uzaktan gözlemleyin, çok önemli bir iş yapıyormuşcasına öylece muzlara bakıp kıpırdamadan dururlarmış.
Kataloglara bakacağız birlikte. Bu sayfada halı var mı, bu sayfada lamba var mı diye soracağız, göstermesini sağlayacağız. Sonra hadi odadaki halıyı göster, lambayı göster, halı nerede diyeceğiz. 
6-7 adet taşıtı kitaptan öğreteceğiz.
Çuf çuf tren nerde, nino nino ambulans nerde, dadi dadi itfaiye nerde, pır pır helikopter nerde, sonra oyuncaklarını alarak pekiştireceğiz.
12-15 adet hayvanı kitaptan öğreteceğiz.
kuzu kuzu me nerde,dıgıdık dıgıdık at nerde,tıs tıs yılan nerde, vız vız arı nerde, vrak vrak kurbağa nerde, sonra plastiklerini alıp pekiştireceğiz, pet shop veya hayvanat bahçesine götürüp göstereceğiz.





14 Şubat 2012 Salı

GELİN GAMZE'YE BİR HEDİYE VERELİM



Mutlaka, biliyorsunuz ama belki duymayan kalmışsa bir şekilde haberdar olmalı diyerek ben de paylaşmalıyım diye düşündüm. http://yagizlahayat.wordpress.com/2012/02/11/umut/ sayesinde haberim oldu benim de. Gamze' nin bloğuna girdim ve okudum. Okudukça içim dondu kaldı sanki, gözyaşlarıma ise engel olamadım. Anne olduğum için onu anladım, anne olduğum için ona ve yavrusuna ağladım. Birşeyler yapmalıyım, bir şeyler yapmalıyız diyerek elimden geldiğince duyurmaya çalıştım orada burada. 1-2 gün içinde yürekli annelerin nasıl bir güç oluşturduğunu gördüm. Gamze için atılan her adımı okuduğumda daha da duygulandım, yüreklendim.   
Evet, İzmir’de oturan ve lösemi hastalığına yakalanan Gamze Akbaş'a, 3 yaşındaki oğlu Atakan’la daha uzun bir ömür yaşayabilmesi için acil ilik nakli yapılması, bunun için de 40 binde bir bulunan ilik donörü bulunması gerekiyor. 
Dilerim onun için uğraşan bütün bu güzel insanların ışığı ve gücü, yanaklarındaki o güzel gamzelere çiçekler açtırsın, Gamze Atakan'ına, Atakan annesine hiç ayrılmamak üzere kavuşsun.
Elif Şafak ne güzel yazmış tam da bugünün anlamına yakırışır bir şekilde :
Bugün 14 Şubat. Gelin Gamze'ye bir hediye verelim bir tüp kan olsun demiş. Canı yürekten katılıyorum. Haydi kan vermeye... 
Gamze için verilen uğraşlar aynı zamanda yüzlerce lösemi hastası için de kocaman bir umut unutmayın. 

Ankara’dan ilik donörü olmak isteyenler: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası Tel:(312) 508 24 44.
İbn-i Sina ana bina, kafeterya yanından giriyorsunuz, hemen karşıda dahiliye bölümünde 13 numaralı kapı. Orada sizi Yeşim hanım karşılıyor.Yeşim hanım sizden bir form doldurmanızı istiyor, iki adet tüp veriyor ve yan tarafta kan vererek bu kanları yine Yeşim hanıma bırakıyorsunuz. Bu kadar basit bir işlem. 
İstanbul’dan ilik donörü olmak isteyenler: Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi
Üç büyük şehrin dışındaki illerden ilik donörü olmak isteyenler için ayrıntılı bilgi: 
http://www.kokhucrebagisla.com/Kay%C4%B1tsonras%C4%B1yap%C4%B1lacaklar.aspx

SİBEL HANIM'A TEKRAR TEŞEKKÜRLER

Yeni gördüm :)
Bloğunda bizden bahseden kendisi de bir ikiz annesi olan Sibel Hanım' a muhteşem pastası için bir kez daha ve canı yürekten  teşekkürler.
Bakın Sibel Hanım neler yazmış :
http://sibelintarifdefteri.blogspot.com/2012/01/ugurbocekli-pasta-4-ve-kurabiyeleri.html


           Uğurböcekleri pastalarının dördüncüsü Nihan Hanım'ın dünya tatlısı ikizleri Alper ve Yiğit'e ait...Nihan Hanım daha önce hazırladığım ilk uğurböcekli pastayı çok beğenmiş ve pastalarının aynı şekilde olmasını arzu etmişti, zira partilerinin konsepti uğurböceği idi, davetiyeleri, hatıra magnetleri de uğurböcekli hazırlanmış...
       Aslında bu konsepti belirleme sebebinin benim tasrımım olduğunu ikizleri için açtığı blogunda bakın nasıl anlatmış: "Gerek görünümü, gerek lezzeti harikaydı. Misafirlerimiz bayıldılar. İkişer tabak yiyenler oldu. Görüntüsüne internette gördüğüm ilk dakikada vurulmuştum ve doğum günü konseptimi uğur böceği yapmama sebep olan birbirine bakan bu şirin iki uğur böceğidir zaten :)) Tadı nasıl olur diye endişelerim vardı ama inanılmaz lezzetliydi. Kendisi de bir ikiz annesi olan Sibel Hanım' ın bir kez daha ellerine sağlık.Ayrıntılara bakar mısınız? Ne kadar özenilmiş. Mumlukların bile uğur böceği şeklinde oluşuna bayıldım."
Bu güzel sözleri blogunda okuduğumda oldukça duygulandım doğrusu...


      Nihan Hanım için bir de uğurböcekli kurabiyeler hazırlamıştım, aslında tabakta süsleme olarak kullanması için birkaç tane de yaprak yapmıştım ama onları fotoğraflamamışım. İkizlerin doğumundan itibaren gelişmeleri, bebeklere dair bilgiler ve doğumgününün ayrıntılarını dilerseniz Nihan Hanım'ın blogundan öğrenebilirsiniz.

     Alper ve Yiğit'e ömür boyu mutluluklar dilerim...

Biz de ellerinize sağlık diyor ve bundan sonraki doğumgünlerimizde tekrar görüşmek istediğimizi dile getiriyoruz. 

7 Şubat 2012 Salı

İLK PARMAK BOYASI AKTİVİTEMİZ

Oyun ablamız Cumartesi günü elinde parmak boyası ve baskı malzemeleri ile geldi. Bizimkilerin tabi inanılmaz ilgisini çekti.
Alper her zamanki cesaretli merakı ile boyalara saldırdı. Yiğit ise bir süre boyaya dokunup dokunmama kararsızlığı yaşadı. Hepimizin rahatça boyaya bulanmamız üzerine çekinecek birşey bulunmadığına kanaat getirmiş olmalı ki bir süre sonra olaya o da dahil oldu.


 Böyle özgürce her tarafı batırmak inanılmaz hoşlarına gitti.  Baskı malzemelerinin üzerinde kelebek, kuş, yıldız, güneş, aydede gibi figürler var. Boyayı sürüp kağıda baskı yapıyorsunuz. Alper'in mesela yıldız çok dikkatini çekti. Hatta alttaki resimde görüldüğü üzere, kağıdı bırakıp yüzüne bile yıldız baskı yapmaya çalıştı. İleride orasına burasına dövme yaptırıp gelirse bakalım ne yapacağız :)  


  Ve işte şaheserlerimiz