Bu Blogda Ara

28 Aralık 2010 Salı

7.AY



Artık 7 aylığız ( düzeltilmiş 5 aylık )
24 Aralık günü yani üç gün önce Yiğit ilk defa döndü. Resimdeki benim bluzum.Üzerimi değiştirirken bir de baktım yatağın üstüne bıraktığım bluzumu almış yüzüne kapatmış. Sonra bluza sarılarak birden yüzüstü döndü ve uykuya daldı. O kadar tatlıydı ki bir süre ona sarılıp kokusunu içime çekerek yanında uzandım bende.   



Bu hınzır gülüşlü keretaya ne demeli ? Aslında Yiğit' den çok önce dönmeye başlamıştı ama kaydını tutmamışım maalesef. Zaten bir kaç kez yaptıktan sonra bıraktı dönmüyor ne zamandır.
 
Alper, kıyafetlerini çıkarmaya başlayınca kıkır kıkır gülmeye başlıyor.
Nenedent florürsüz diş macunu aldık içinden parmak fırçası çıkıyor ilk dişimizin çıkmasından itibaren kullanacağız. Neden florürsüz soruma netten bulduğum cevaba göre birçok diş macununda kullanılan florür musluk suyundaki klorla birleşince kanserojen bir maddenin oluşmasına neden oluyormuş. Ayrıca şurada da aynen şöyle yazıyor :
Florür vücut için gerekli bir elementtir. Ancak gereğinden fazla alındığında dişlerin rengini değiştirir ve dental florosis'e (dişlerin üzerinde beyaz noktalar veya siyah çizgiler oluşumu) neden olduğu bilinir. Araştırmalar sonucu yayınlanan görüşlerden toksikolojik açıdan, florürün, kurşundan daha zehirli olduğu söylenebilmektedir. Florür alımının %50'si böbreklerde temizlenir ve böylece böbreklerin rahatsızlanması mümkündür. Avrupa'da suya florür eklenmesi durdurulmuştur. Pek çok enstitütü suya florürün katılmasının diş çürümesini önlemekte sanıldığı kadar etkin bir bileşen olmadığını belirtmektedir ve diş çürümesini önlemekte gereksiz bir hamle olarak görülmektedir. Zaten fazlasıyla florüre maruz kaldığından en azından sabah akşam kullanılan diş bakım ürünlerini florürsüz seçmek kesinlikle doğrudur.
Bu demek oluyor ki artık kendimiz için de florürsüz diş macunu almak şart oldu. 
Biz de şu sıralar nuby diş kaşıyıcı kullanıyoruz çok işe yarıyor.


Ek gıda menümüzde değişiklik yok. Aslında yumurta ilave edecektim ama tedbiren (malum prematüreler ve alerjik gıdalar çoğu) eski menüye devam. Sadece çorbalara dana etinden çekilmiş kıyma ve tavuk göğüs eti koymaya başlayacağız. Anne sütünün besin değeri 6. aydan sonra % 50 azaldığından ek gıdalara ağırlık vereceğiz, aralarda anne sütüne devam. Ek gıdalar mutlaka mama sandalyesinde yedirilecek. Bu ay mama sandalyesinin üzerine muz püresi koyacağız, elleri ile yemelerine izin vereceğiz. Beslenme filesi aldık. Minnoşlarımın ellerine kaşık iki kulplu suluk veriyoruz. Aynı anda biz de yemek yiyoruz. Mama sandalyelerini yemek masamıza çekiyoruz.Taklit edecekleri için yemek yemeye daha çabuk alışırlarmış çünkü.
Davul, tef aldık.

http://www.kidcentrum.com/images_buyuk/f3/Mini-Drum-King-Muzikli-Davul-_5203_1.jpg







Aktivite merkezi / istasyonu alacağız.
Fisher-price masalcı tırtılını alacağız, kitap sayfası çevirmesini öğrensinler diye. Kumanda ve ev telefonuna ilgi duyarlar, oyuncaklarına ilgi göstermezler gerçeğini isterler. Naylonla kaplayıp pillerini çıkararak ellerine verebilirmişiz. Biberon emziklerinde 2 numaraya geçeceğiz artık. 
Kahvaltıyı adaçayı veya ıhlamurla ıslatabilir miyim diye düşünüyordum ama adaçayı alerjikmiş kullanılmamalıymış ıhlamur da kalorisiz olduğundan gereksizmiş. Anne sütü veya mama kalorili olduğu için tercih ediliyor. Zaten bitki çaylarının sürekli kullanımını önermiyorlarmış. Hastalıklarda 3-4 gün ıhlamur kullanabiliriz sadece. Bebeklerin yüzlerini silmek için kozmetik önerilmiyor sadece suyla sileceğiz. 


22 Aralık 2010 Çarşamba

Pamuk prens Sarp için haydi kermese

Pamuk prens Sarp, şu güzelliğe, şu masumluğa, şu tatlılığa bakar mısınız. Hepimizin bebekleri güzel, masum, tatlı. Ama Sarp bu güzelliğe, masumluğa, tatlılığa hiç mi hiç yakışmayan bir hastalıkla mücadele ediyor. O kadar minik  ama bir o kadar da güçlü bir bebek Sarp. Sarp'ın hikayesi ni mutlaka okuyun.
Bu hastalığı yenecek ben inanıyorum. Siz de inanın, hepimiz inanalım ve bir pozitif enerji rüzgarı yaratalım hep birlikte Sarp için, ailesi için. Ve inancın da ötesine geçelim ve somut bir şeyler yapalım bu adı gibi zor yollardan geçen minnoş için. Aşağıdaki etkinliğe katılalım, bir yürek olalım. Haydi kermese...
 
Davetiye ücreti 5 Tl’dir.
Ücretin yatıralacağı hesap bilgileri : 
IBAN TR29 0004 6003 5688 8000 0603 88
 
Hesap Sahibi: Öznur Öztürk
Banka Adı: Akbank
Şube: Kızılay Şubesi (Şube no: 356)
Hesap No: 60388
 
 

19 Aralık 2010 Pazar

KÜTÜPHANEM

SEVGİYLE BÜYÜ PREMATÜRE BEBEK - PROF.DR. İPEK AKMAN
Prematüre bebekler organ gelişimlerini tamamlayamadan erkenden dünyaya geldikleri için uzun süre özel bir bakım almaları gerekiyor. “Sevgiyle Büyü Prematüre Bebek” bu zorlu süreci yaşayan anne babalara bilgi sunarak, bebekleri yoğun bakımdayken olan biteni anlamalarını kolaylaştıracak ve onların sağlık ekibinin bir parçası olabilmelerini sağlayacak.
Minnoşlarımın küvez döneminde neler olup bittiğini anlayabilmek için o kadar çok araştırıp okudum ki bu kitabı elime aldığımda içindekileri zaten biliyordum. Ama prematürelikle ilgili hiç bilgisi olmayanlar için tavsiye edebilirim.

 SABIRSIZ BEBEĞİMİN SEYİR DEFTERİ-NÜKHET DEMİRAY
Çok sık kullandığım bir deyiş var : Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar.
Bu kitap, erken doğan bebekler konusunda bir aile tarafından yapılan ilk çalışma. Minik Caner'in annesi Nükhet Demiray hamilelik sürecini, bebeğin erken doğumunu, doğum sonrasında yaşadıklarını, umut dolu ve umutsuz anılarını, doğrularını-yanlışlarını ve zaman içinde edindikleri deneyimleri diğer anne babalarla ve tüm okuyucularla paylaşmayı hedefliyor.
Konusunda uzman doktorlar tarafından kontrol edilen ve bu doktorların görüşlerine de yer veren kitap, konuya ilişkin kaynak bulmakta sıkıntı çeken herkes için yararlı olcak, özellkle prematüre bebek anne babalarına yol gösterecektir.

İKİZ AYNASI - NUR BİLGİNOĞLU ANAÇ 


Yine bir tecrübe kitabı. Yaşanmışlıkları okumak her zaman daha çekici geliyor bana.

Arka kapak :
Bir gün ikizlerim oldu ve tüm hayatım değişti...

Ben de "Eğer hayat size ikizler veriyorsa, ikizler üzerine kitap yazın' sloganını benimseyip, kızlarımla çıktığım yolculuğu paylaşmaya karar verdim.

Taze ikiz anneleri aklına gelen sorulara cevap bulabilsin, kendilerini neyin beklediğini bilsin istedim.

Çifte mucizem Neva ve Merva'yla paylaştıklarımızı hamilelik ve yeni annenin en deneyimsiz olduğu ilk yılı kapsayacak şekilde anlattım.

İkiz gebelik istatistikleri, ikiz gebeliğin ne olduğunun detayları, çoğul gebeliklerdeki riskler, hamilelik ve doğumla ilgili akla gelebilecek sorulara yanıtlar; doğum sonrası içinse emzirme yöntemlerinden tutun, pratik ve besleyici tarifler dahası ilk sene ve sonrası için kaçınılmaz olan partiler için birçok süsleme fikrinin yanı sıra hem göze, hem de mideye hitap eden parti yiyecek tarifleri kitapta bulunabilecekler arasında.

Bu kitapta kafanızdaki soruların bir kısmına cevap bulacaksınız, bazı endişelerinizi gidereceksiniz, bazen gülümseyecek, bazense okudukça endişeleneceksiniz!

İk

SİZE LOTO VURDU - NİL KESKİN KELEŞ 
İkiz hamileliği ve sonrası ile ilgili bir tecrübe kitabı daha.
Arka kapak :
İkiz ebeveynliği hamile kalındığı öğrenildiği andan itibaren tüm doğum ve gelişim süresince pek çok duyguyu birlikte yaşatır size... Mutluluk, heyecan, endişe, korku, panik... Yine beraberinde pek çok soruyu da getirir. Nasıl? Zor mu? Ne gerekiyor? Tecrübeli ebeveynler arar gözler... Anlamak, anlatmak ve en önemlisi tavsiyeleri duymak ister çoğu zaman insan. İşte bu kitap tam da bu duyguların ve soruların cevaplarını kapsıyor sizin için. Sorduğunuz ve sormadığınız tüm soruların ve duyguların aynasını bu kitapların satırları arasında bir fiil yaşayarak tecrübe etmiş bir ikiz annesinin ağzından bulacaksınız... Bu kitap tecrübeyi ve bilimsel tarafı araştırarak harmanladığı için bir tam bir başucu kitabınız olacak
BEBEK BAKIM SORUNLARINA MUCİZEVİ ÇÖZÜMLER - TRACY HOGG - MELİNDA BLAU

Bu kitap bir klasik herhalde, okumayan var mı ? Aslında bu kitap başlıbaşına bir post konusu.
Ben tamamını bitirmedim, dönemsel okuyorum. Yazılanların hepsine uyabiliyor muyum ? HAYIR
Ama zaten ben kitaba göre çocuk yetiştirilebileceğine inanmıyorum. Kitap kurdu olduğum için önüme çıkan herşeyi okuyorum ve bana ve minnoşlarıma uygun olan şeyleri uygulamaya çalışıyorum.
Arka kapak :
Geceleri deliksiz uyuyan, gündüzleri iştahla yemeğini yiyen, kendi başına sıkılmadan oyun oynayabilen, ne zaman ne istediğini anlayabildiğiniz bir bebek büyütmek... Kulağa erişilmesi güç bir hayal gibi geliyor değil mi? Tracy Hogg'un yardımıyla bu hayali gerçeğe dönüştürebilirsiniz.
Şimdiye kadar bebeklerin aslında bir dilleri olduğunu fark etmiş miydiniz hiç? Siz fark etmediyseniz kısacık hayatında binlerce bebeğe fısıldayan kadın Tracy Hogg bunu sizin için yaptı.
Tüm bebeklerin aslında her şeyin farkında olduğunu ve dünyaya gelir gelmez minik patron koltuğuna oturduklarını keşfeden yazar bu eşsiz kaynağında anne babalara bilinçli bir eğitimin kapısını açıyor. Patron koltuğunu bebeklere kaptırmamanın yollarını sabırlı deneyimleriyle anne babalara anlatıyor.
Doğumdan üç yaşına kadar geçen süreçte beslenme, uyku alışkanlıkları, tuvalet eğitimi, duygu ve davranış sorunlarına kalıcı, akılcı ve uzlaşmacı çözüm yolları sunan bu kitap, anne ve babalara bebekleriyle birlikte bir kez daha büyüme ve hayattan keyif alma şansı tanıyor.

KÜTÜPHANEM

Mışıl Mışıl Uyuyan İkizler Mutlu Aileler - Dr. Marc Weissbluth
Şu anda öncelikli sorunumuz uyku olduğu için bu kitabı okuyorum. Akıcı bir dili var. Tavsiye ederim. Şimdiye kadar okuduğum bölümden yanlış yaptığım birşeyi farkettim. Son zamanlarda geceleri daha çok uyusunlar diye gündüz zorla uyanık tutmaya çalışıyordum oğluşlarımı. Meğer hata ediyormuşum. Uyku uykunun mayasıymış. Uyku işaretlerine dikkat etmek ve gece gündüz zamanında uykuya geçişlerini sağlamak gerekiyormuş.Aksi takdirde uykusuzluktan lüzumsuz bir enerji yaratıp onları sakinleştiremezmişiz.
Arka kapaktan :
Çocukların gündüz ve gece uykuları konusunda ABD'nin en güvenilir uzmanlarından birisi olan Dr. Marc Weissbluth, ikizlerin uyku eğitimi üzerine yeni bir kitap yazdı. Böylece, anne ve baba da dahil olmak üzere herkes dinlenmiş ve mutlu olabilecek.
İkizleri olanların ve daha çok çocuğa bir kerede sahip olanların bir yandan mutluluğu artarken, öte yandan uykusuzlukları da artar. Sağlıklı Uyku Alışkanlıkları ve Mutlu İkizler kitabıyla, sevilen çocuk doktoru ve ünlü uyku otoritesi Dr. Marc Weissbluth, ebeveynlere, denenmiş, işe yarayan uyku eğitim yöntemlerini açıklıyor. Böylece, yorgun ebeveynlere bebeklerinin nasıl kendi başlarına uyuyabilecekleri, uykularını sürdürebilecekleri, düzenli uyuyabilecekleri öğretiliyor. İyi bir uyuma düzeni için gereken bu aşamalı yöntem, ikizlerin doğal uyuma döngülerinde, sağlıklı alışkanlıkların oluşturulmasını da sağlıyor.
İkizlerin uyku eğitiminin kendine has sorunları vardır. Bu değerli kitabı okuyarak, yalnızca bebeklerinizin gece boyu rahat uyumasına katkıda bulunmayacak, aynı zamanda dinlenmiş ve sağlıklı olmalarını sağlayarak, birden fazla çocuk sahibi olmanın zevkine daha iyi varabileceksiniz.

MODERN BEBEK BAKIMI - DR. ERHAN ATEŞ
MODERN BEBEK BAKIMI
Bakımdan beslenmeye, uykudan büyüme yüzdelerine, gelişim takibinden aşılara kadar birçok merak ettiğiniz şeyi elinizin altındaki bu kitapta bulabilirsiniz. Benim hep elimin altında.
Kitabın içerdiği bazı başlıklar şöyle:
- Doğum anında ve hastane ortamında bilmek isteyeceğiniz özellikleri kapsayan “Hastanede İlk Günler”
- Bebeğin eve gelişi ile yaşanacak telaşlı ilk günlerde sizlere yadımcı olacak bilgileri içeren “Evde İlk Günler”
- Anne sütünün bir mucize olduğunu sizlere anlatan “Anne Sütü”
- Bebeğin ilk 3 ay içerisinde nasıl takip edileceğini sizlere anlatan “İlk Üç Ay”
- Bebeğin büyüme hızının nasıl takip edildiğini anlatan “Büyüme Yüzdeleri”
- Bebeğin gelişiminin nasıl takip edileceğini  anlatan “Gelişim Takibi”
- Bebeğe ilk 1 yıl içerisinde uygulanacak aşıları tüm detayları ile anlatan “Aşılar”
- Bebeğin ikinci 3 aylık dönemini anlatan “Dördüncü, Beşinci Ve Altıncı Aylar”
- Bebeğin 3. 3 aylık dönemini anlatan “Yedinci, Sekizinci Ve Dokuzuncu Aylar”
- Bebek beslenmesi ile ilgili öğrenmek isteyeceğiniz detayları vurgulayan “Besin Dünyası”
- Bebeği olan herkesi ilgilendiren “Kusma-İshal-Kabızlık”
- Bebeğin son 3 aylık dönemini anlatan “Onuncu, Onbirinci Ve Onikinci Aylar”
- “Bebeğin Ve Annenin İhtiyaç Duyabileceği Ürünler”
- Sünnet
- “Aciller”


BEBEK JİMNASTİĞİ - BARBARA ZUKUNFT-HUBER
Arka Kapak Yazısı
Bebeğiniz için sağlıklı bir jimnastik programı. Güle oynaya yaptıracağınız egzersizler yavurnuzun kaslarını güçlendirir ve doğal hareketliliğini arttırır.
Belirli gelişme dönemlerinde bebeğin hareket sisteminin normal olup olmadığını anlamanıza yardımcı olmak için ipuçlarını dikkatle okuyun.
Hangi hareketin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır; 120 fotoğraf ve çizimle her tutuş somut olarak gösterilmiştir
Yayınevi web sitesinden - Açıklama
Çocukların fiziksel gelişimini koruma altına almak ve ilerletmek isteyen ebeveynlerin başvuru kaynağı
Bebeğinin sağlıklı, güçlü ve hareketli olmasını hangi anne baba istemez ki? artık Bebek Jimnastiğindeki egzersizlerle, bebeğinizin kaslarını güçlendirerek doğal hareketliliğini arttırabilirsiniz. Egsersizleri uygularken hem siz hem de bebeğiniz çok eğleneceksiniz!
Bebeğinizin hareket sistemi normal mi? Onu hangi pozisyonda taşımalı, hangi pozisyonda yatırmalısınız? Oturtmaya kaç aylıkken başlamalısınız? Bebek araç gereçlerini nasıl kullanmalısınız? Bebek Jinmastiği size, çocuğunuzun doğru kmik ve kas gelişimi için bilmeniz gerekenleri sunuyor.
Bu kitaptan öğrendiklerinizle, bebeğinizin bedensel gelişiminin yanında zihinsel gelişiminin de hız kazandığını göreceksiniz. Çocuğunuz artık daha sağlıklı ve daha zinde olacak.
ÇOCUĞUNUZUN İLK 6 YILI - PROR.DR. HALUK YAVUZER
Başucu kitaplarımdan biri. Doğumdan itibaren önce ay ay, sonra yıl yıl sırasıyla gelişim özellikleri, eden duruşu ve motor becerileri, algısal becerileri, sosyal becerileri ve oyun, dil gelişimi, bilişsel gelişim başlıkları altında anlatılmış. Ayrıca her dönem için bu gelişimlere nasıl yardımcı olunabilir başlığı altında tavsiyeler var. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Tanıtım yazısı :
Araştırmalar, çocukluk yıllarında kazanılan davranışların yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavırlarını, alışkanlıklarını, inançlarını ve değer yargılarını büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, bebeklik yıllarından başlayarak bireyin desteklenmeye, önkoşulsuz kabul, ilgi ve saygı görmeye, paylaşmayı öğrenmeye ve bilgiyi özümsemeye gereksinimi vardır.
İşte bu kitap, erken gelişim yıllarının önemi nedeniyle hem bu dönemdeki gelişim özelliklerini, hem de olması gereken uyarıcı ve sevecen yakın çevre koşullarını ama-babalara anlatmayı amaçlamaktadır.
ANNE OLMAK - PROF.DR. HALUK YAVUZER
Tanıtım yazısı :
Prof. Dr. Haluk Yavuzer, bu kez anne-babaların mutlu ve doyumlu çocuklar yetiştirmelerine yardımcı olmak amacıyla, özgün vaka örneklerini temel alarak, anneliğin önemini ele alıyor.
Çocuğumuzda "mutlak itaat" yerine "olumlu insan ilişkileri"nin, "bağımsızlığın" kazanılması gereken özellik olduğunu düşünen, okuyan bilinçli anne modeli günümüzde artık giderek yaygınlaşıyor. Buna bağlı olarak, geleneksel çocuk yetiştirme yöntemi yerine, "çağdaş pedagojik yöntem" araştıran aydın anne sayısının her geçen gün arttığını da gözlemliyoruz.
Prof. Yavuzer bu kitapta, "anne"deki bu gelişim ve değişimin, gelecek kuşaklarımızın sorgulayan ve araştıran bireyler olarak yetişmesinde önemli bir rolü olacağını belirtiyor.

ÇOCUK SAĞLIĞI REHBERİ - PROF.DR.MURAT TUNCER
Arka kapak yazısı :
Siz ne yaparsanız yapın, sonunda geldiğiniz yere baktığınızda hiç de iyi bir anne ve baba olamadığınızı göreceksiniz. Her zaman daha iyi yapabilirdim dediğiniz bir şey mutlaka bulacaksınız. Sakın üzülmeyin. Çok daha önemlisi, çocuklarınızın gözünde nasıl birer anne ve baba olduğunuzdur. Çünkü bu, nesilden nesile sonsuza kadar yaşayacak olan hatıranızı oluşturacaktır. Kendi gözünüzde ne kadar başarısız bir anne ve baba olursanız olun, eğer çocuklarınızın gözünde mükemmel ve yerine konulamaz birer anne ve baba olmak istiyorsanız, bunu yapabilmek için elinizde sihirli bir anahtar var:
Çocuklarınıza karşı samimi ve içten bir sevgi...
Kendisi de ikiz babası olan Murat Hoca' nın bu kitabı da başucu kitaplarımızdan biri. Kapak yazısı ne kadar samimi değil mi? Murat Hoca http://www.suvak.org.tr'/ dan da sorularınızı yanıtlıyor. Kendim zaman zaman soru sorduğum gibi, cevaplanmış soruları da takip ediyorum. Yine de bir ikiz babası olarak özellikle ikiz bebeklere yönelik bir kitap çıkarmasını isterdim. 

ÇOK MU ŞEY İSTİYORUM ?

İşte herşey bu kareyle başladı. Küvez ziyaretlerimizin birinde, Pınar Hemşire ' Hadi bakalım bugün siz besleyeceksiniz ' dedi ve biberonu elimize tutuşturdu. Ve o gün bugündür o biberon elimizde.   
Herkes kendinde olmayana özlem duyar, kendinde olmayanı istermiş ya, bendeki durumlar da böyle. Biliyorum durumuma şükretmem lazım, bebeğine hiç sütünü verememiş nice anne varken belki de nankörlük yapıyorum, buldum da bunuyorum ama ne yapayım bu bir ukte olarak içimde kalacak herhalde. Bebeklerini dakikalarca hatta saatlerce emziren annelere imreniyorum. Bebeğim beni emzik olarak kullanıyor diye isyan edenlere hayret ediyorum durumlarının kıymetlerini bilmiyorlar diye.  
Tamam, bu kadar zamandır minnoşlarıma sadece anne sütü verebildim ve ek gıdalara geçmiş olmakla birlikte hala da verebiliyorum ( Maşallah diyelim Allah nazarlardan korusun ) Ama biberonla değil, kaynağından vermek istiyorum.
Tamam bizim de aramızda aşk var oğluşlarımla. Ama emzirirken yaşanan aşk çok farklı sanki, bunu 7 ayda ( 210 gün ) yaşadığım en uzunu 20 dakika, genellikle sadece ve sadece 5 dakika sürmüş toplasan 100 emzirmede az da olsa, ucundan kıyısından da olsa tattım sanıyorum ve işte tam da o duyguyu istiyorum.
Oğluşlarımın emerken sukunet ve mutlulukla gözlerimin içine bakmasını istiyorum.
Minicik parmaklarıyla bir taraftan emerken diğer taraftan tenime, yüzüme dokunmalarını istiyorum.
Mekanik bir ses eşliğinde değil, minnoşlarımın tatlı mırıltıları eşliğinde süt vermek istiyorum. O makinadan, her sağmadan sonraki sterilizasyon işinden kurtulmak istiyorum.
Ne dersiniz, nankör müyüm ? sadece emzirmek istiyorum çok mu şey istiyorum?

14 Aralık 2010 Salı

AÇIM AÇ

 Neymiş, kitap kurduymuş da kitap okuyacakmış. Esasen ( bu kelimeyi de annemden öğrendim dilekçelerinde kullanıyormuş. Kullanayım ben de şurada dedim pek fiyakalı oldu ) tüm derdi bulduğunu ağzına atmak şu Alper efendinin. Başta reklamını yaptı, sonra da gerçek yüzünü gösterdi işte.Dur ben de şunun kolunu ısırayım.

 Amaaan ısıramadım ya, hareket edip duruyor. Tabi hareketsiz kitabı annem de ağzına atar. Gel de bu sürekli hareket eden kolu yakala.

En iyisi ben şu Alper' in koca kafasını ağzıma alayım.Hazır üzerime yatmışken şöyle...

KİTAP KURDU

Okumalıyım okumalıyım annemi kitap okuma konusunda geçmem lazım.

 Hıımmm güzel resimler varmış burda, şunları bir ezberleyeyim de annemi şaşırtayım !


Amaaannn yemişim okumayı, daha bu yaştan insan kitaplara boğulur mu ? El insaf be anne, oyuncak alsana bana. Ben en iyisi şunun tadına bakayım.:))

9 Aralık 2010 Perşembe

EN ÇOK KULLANDIKLARIM 2

MOTHERCARE ALT AÇMA MİNDERİ
Benimki bu değil ama bunun farklı renk ve desende olanı. Kumaş olanlarda çok şirin modeller vardı ama açıkçası silinebilir olması sebebiyle bunu tercih ettim ve çok memnun kaldım.Minnoşlar defalarca üzerinde kaka ve çiş denemeleri yaptılar. Kumaş olsa yıka kurumasını bekle bir sürü iş. Bunu siliyorsun hatta yıkıyorsun anında kuruyor.
TCHİBO KOLLU ÖNLÜK
Kesinlikle tek geçerim. Dışı kumaş, içi naylon gibi. Kollu olması en büyük avantajı.

5 Aralık 2010 Pazar

TEK ELDEN BAKIM

Sabiha Paktuna KESKİN' i tanımayan yoktur herhalde. Bu aralar onun Anne İş' te kitabını okuyorum. Ve takıldım işte.
Neymiş : çocuğun bakıma muhtaç olduğu kritik yaşlarda, özellikle ilk üç yılında, ona bakan yüzün sürekliliği önemliymiş, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayan yüz tek olmalı ve sürekliliği korunmalıymış, temel gereksinimleri sağlayanın değişmezliği, çocuğun iç dünyasında güvenli, emin bir zemin hazırlarmış.
Gel de önce ikiz annesi olarak sonra da çalışan bir anne olarak bu söylemlere uy.
Gerçekten iki bebeğin işini aynı anda tek başına yapabilme kabiliyeti olan var mı ? İkizlerini aynı anda banyo yaptıran, aynı anda uyutan, aynı anda besleyen, aynı anda altlarını alan...EE nerde kaldı bebeğe bakan tek yüz ? Hayır minnoşların temel ihtiyaçlarını sırayla gidermeye kalksam karşılarında tek yüz olma şansım var ama sorarım size ey dostlar bünyesi bunu kaldırabilen bir babayiğit var mı aranızda ? Şahsen benim bünyeyi aşar bu, zira, 24 saat bırakın uyumayı, dinlenmeyi, yemek yemeyi insanın kendisi için bir saniyesi kalmaz.
Öte yandan Ocak itibariyle işe dönüyorum. Bir bakıcımız var şu anda ama ikiz bakımı zor ve meşakkatli bir iş olduğundan annem ve kayınvalidem dönüşümlü bizimleler. E gel de şimdi minnoşların karşısına tek yüz çıkar. Anneanne ve babaanne artık yaşları itibariyle daha çabuk yoruldukları, sağlık sorunlarıyla mücadele ettikleri ve ayrı bir hayatları olduğu ( eşin istekleri, kendi evlerinin düzeni, kendi hayatları vs ) için sadece birini devamlı olarak yanımızda alıkoymamız mümkün değil.  
Tabi ki gönül o tek yüz sadece ve sadece annelerinin yüzü olsun istiyor ama istekler olanaklarla sınırlı maalesef.
Allaha çok şükür bakıcımızdan memnunuz ama bu memnuniyet kendisi ile kaydı hayat şartıyla sözleşme yaptık anlamına gelmiyor. Dünyanın binbir türlü hali var. Yani onun sürekliliğinin de garantisi yok. 
Ama durun durun, Sayın KESKİN tam da bu aile büyüklü bakıcı sorunsalı hakkında da birşeyler söylemiş, der ki :
Eğer aile yakınının gözetiminde bakıcıya teslim ediyorsanız bebeği, bebeğin temel ihtiyaçlarının hep aynı kişi tarafından yapılması, diğerinin temel ihtiyacı karşılayana yardımcı olması gerekirmiş. Yani eğer bebeğe bakan aile büyüğü onun altını alabilecek, besleyecek ve uyutabilecek güçte ise bu ihtiyaçları bizzat üstlenmeli, bakıcı da ona diğer işlerde yardımcı olmalıymış. Yok, aile büyüğü yaşı veya sağlık durumu nedeniyle bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda ise temel ihtiyaçlar bakıcı tarafından karşılanırken aile büyüğü ona göz kulak olmalıymış.
Şimdi bunu bizim eve uyarlayalım:
Aile büyüğü minnoşlara baksın, bakıcı ayak işlerini yapsın diyeceğim, bizde aile büyüğü anneanne ve babaanne olmak üzere iki tane. Yani, temel ihtiyacı karşılayan tek yüz değil, iki yüz. Birinden birini evde daimi kılma şansımız ise yok ( yukarıda bahsettiğim sağlık sorunları, kendi ev düzenleri vs. sebebiyle )
Bakıcı minnoşlara baksın, aile büyükleri bakıcıya baksın alternatifi ise hiç düşünülemeyecek bir seçenek. Torun sevgisiyle yaşayan, özlem duyan anneanne ve babaanneye gel de anlat Sabiha Hanım bunu bunu diyor, siz minnoşların ihtiyaçları ile ilgilenmeyeceksiniz, sadece sevin minikleri, işleri bakıcı yapacak, işine karışmayın, uyutmaya, beslemeye çalışmayın,altlarını bile almanız yasak, oturun oturduğunuz yerde... Valla iki dünür bir olur beni de Sabiha Hanımı da tefe kor çalarlar o kadar diyeyim yani.
Netice itibariyle şu anda bizim minnoşlara bırakın tek yüzü, 5 çift göz bakıyor. ( 5. çift göz babamızın, onu da unutmamak lazım ) Ne yapalım fazla mal göz çıkarmaz öyle değil mi ?  :))
Demek ki neymiş : bu kitabın da sadece kendimize uyan bölümleri dikkate alınacakmış.  

27 Kasım 2010 Cumartesi

6.AY


Alper' in motor gelişimi 4,5 ay, Yiğit' in 5 ay.
  • Alper'in yakalaması Yiğit' e göre daha iyi.
  • Alper' in baş tutma tamam. Hatta geçen aya göre bir anda sıçrama yapmış. ( Maşallah diyelim )
  • Alper yüz üstü yatırıldığında sırt üstüne dönmeye başladı. Sırt üstü yatırıldığında da yana doğru dönmeye çalışıyor ama henüz muvaffak olamadı. Yiğit' de dönme yok.
  • Yiğit yattığı yerden doğrulmaya kalkmaya çalışıyor.
  • İkisi de ayaklarını tutmaya başladılar.  
  • Aynada kendilerine gülmeye başladılar.  

23 Kasım 2010 Salı

SEMPATİ(K) ANNE


Geçenlerde ziyaretimize gelen bir arkadaşım bir cümlem üzerine ' Sempati yapıyorsun ' diyince aslında gündelik hayatta sürekli kullandığım bu kelimenin başka bir yönünü farkettim. Cümlem şuydu :
- Pazartesi günü göz kontrolümüz var, salı günü 6. ay aşılarımız olacak. 
Farketmişsinizdir, minnoşlarım ile ilgili herşeyden 3. çoğul şahıs olarak değil 1. çoğul şahıs olarak bahsediyorum. Yani ONLAR değil, BİZ. Gece çok az uyuduk, sütümüzü bitirmedik, kakamızı yaptık, ilacımızı içtik vs.. 
Arkadaşım bunu ne amaçla söyledi bilmiyorum. Çok sempatik bir insan olduğumu mu kastetti desem :)) Tabii ki değil. Belki amacı bu değildi bilmiyorum ama ben kendimi eleştiriliyormuşum gibi hissettim. Yani sanki bir birey olarak kişiliğini kaybetme onlar senin çocukların tamam ama onlar ayrı sen ayrı der gibiydi. Konuşacak o kadar çok şey vardı ki bu konu üzerinde fazla konuşamadık.
Gerçekten, öyle değil midir ama birçok anne çocuklarının yaptıklarından bahsederken hep yaptık ettik der, özne daima biz' dir.
-Banyomuzu yaptık
-Pijamalarımızı giydik
-Meyvemizi yedik
Şimdi bu kişiliğini kaybetme midir, yoksa, basitçe ve sadece annelik tam da böyle birşey midir?   Tamam yüzyıllardır kadınlar anne olmaktadır. Ne ilkiz ne de son. Ama işte yine de herkesten farklı yaşıyorsun, herkesin anneliği kendine. Minnoşlarm ne yiyecek, ne giyecek, ne zaman uyuyacak, nasıl insanlar olacak, hayırlı ve iyi insanlar, mutlu ve sağlıklı bireyler olmaları için neler yapabilirim? Bu liste böyle uzayıp gider. İşte bütün bunları yaşarken de çoğaldığımı hissediyorum. Ben olmaktan çıkıp biz olduğumuzu farkediyorum ve bunun mutluluğunu da dibine kadar yaşıyorum.
Şimdi gitmem lazım. Beslenme saatimiz, sütümüzü içecez :)))

22 Kasım 2010 Pazartesi

OYUNCAKLARIMIZ

Kurmali oyuncak uğur böceği hediye ilginç ucuz
Kurmali oyuncak kurbağa hediye ilginç ucuz
Bu basit kurmalı oyuncakları doktorumuz önerdi. Gerçekten çocukların çok ilgisini çekti.Hareketli oldukları için çocukların direk ilgisini çekiyor  ellerini kollarını öyle bir sallıyorlar ki görseniz sanki oyuncakları yakalamak istiyorlar.



Bu kolbastı oynayan bebek hediye geldi. Bizim minnoşlar bebeği sevdi mi korktu mu anlayamadım. Dikkatlerini çok çektiği kesin.Gözlerini hiç ayırmadan hipnotize olmuş gibi bebeği seyrediyorlar. Ama bebeğin bizi çok eğlendirdiği kesin.

Bu da arkadaşım Cansel' in tavsiyesi üzerine minnoşlara aldığımız süper öğretici, eğitici ve eğlenceli köpecik. Şu an için bütün fonksiyonlarını biz gösteriyoruz, onlar seyrediyor, minnoşlar zavallı köpeciği sadece dişlemek için kullanıyor ama eminim zamanla minnoşlar için vazgeçilmez olacak.


6. AY ROP MUAYENEMİZ

Prematürelerde sık karşılaşılan problemlerden biri ROP yani Prematüre Retinopatisidir. Prematüre retinopatisi, vaktinden önce doğmuş bebeklerin damarlanması henüz tamamlanmamış retinalarında (göz görme işleminin yapıldığı gözün arkasındaki ağ tabaka) görülür. Erken dönemde tanınıp gerekli önlemler alınmazsa körlükle sonuçlanabilen, oksijenizasyon bozukluğuyla giden bir hastalık. Erken doğumdan ötürü gelişimini tamamlamamış damarlar nedeniyle retina tam oksijen alamaz ve normal olmayan zararlı yeni damarlar oluşur. Bu da retina tabakasında kanama, kabarma ve büzüşme gibi sonuçlara yol açar. Tedavi edilmezse görmeyi tamamen bozan ve prematüre bebeklerin en önemli göz sorunlarından biri olan "prematürelik retinopatisi" (Retinopathy of Prematurity - ROP) ortaya çıkar. İşte bu nedenle Retinopati’nin erken tanısı ve tedavisi çok önemli.
Prematüre bebeklerin ilk göz muayenesi genel olarak doğumdan sonraki 4 ila 6. haftalar arasında yapılmalıdır. Ancak doğum tartısı 1000 gr.ın altında ve anne karnındaki yaşı 28 haftadan küçük bebeklerde daha erken dönemde Retinopati gelişebilir. İlk muayenede Retinopati gözlenmemiş olsa bile bebekler mutlaka doğması gereken zamana kadar 2 haftada bir kontrol edilmelidirler. 32 hafta ve 1500 gr.ın altında doğan ve oksijen alan bebekler ile 30 hafta ve 1250 gr.ın altında doğan tüm bebekler doğum sonrası yaşları 4 haftalık olduktan sonra Retinopati açısından değerlendirilmelidirler. Doğum sonrası dördüncü haftasında hastanede yatmakta olan bebeklerde ise bu tarama küvöz içinde yapılır. Bebek hastaneden taburcu olurken, mutaka göz muayenesi için randevularının alınmış olması gerekir.
http://blog.mynet.com/halilbahcecioglu1/yazi/parmak_bebekler_kor_olmasin_/74162


Biz 1 aylıkken ilk göz muayenemiz, bu konuda Ankara' daki sayılı uzmanlardan birisi olduğunu öğrendiğimiz Doç Dr. İmren Akkoyun tarafından yapıldı.Kendisi gerçekten bu konuda çok iyi. Başkent Üniversitesi Hastanesinde çalışıyor. İlk kontrolden sonra normal doğum zamanımıza kadar 2 haftada bir kontrole çağırdı bizi. En son bugün 6. ay kontrolümüz çok şükür ki iyi çıktı. Bundan sonra 1 yaşında getirin dedi. Ama arada kayma farkedersek ve birkaç gün sürerse 1 yaşını beklemeden getirin dedi.
Muayenede, 10 dakika arayla minnoşların gözlerine damlalar damlatılıyor. Son damladan sonra 20 dakika kadar bekleyip ölçüm yaptılar. Damlalar biraz yaktığı için ağladı minnoşlarım. İlk muayenemizde bende onlarla birlikte ağlarken sanırım artık alıştım kendimi tutuyorum. Ölçüm biz yetişkinlere yaptıkları gibi. Hani çenenizi ve alnınızı dayarsınız ve gözünüzü kırpmadan mercekten bakarsınız ya. Haliyle bebişleri o konumda sabit tutmak zor oldu. Babalarının kucağında sırayla oturdular ve bendeniz kötü anne (! )kafalarını alete yapıştırıp sabit tutup ölçümü yaptırdım. Babamız sağolsun dayanamıyorum diyip işin içinden sıyrılıyor. Yoksa işine mi öyle geliyor ? Aşı, kan alma gibi bütün sancılı işlemlerde minnoşları ben tutuyorum beni iyice zalim anne bellleyecekler. :))
Her neyse ölçümler normal çıktı çok şükür. İmren teyzemiz bir de sinirlere ve damarlanmaya bakacağım diyerek gözleri açarken bağırttı veletleri. Çok şükür ki onlar da normal çıktı. Şu anda ters düşmüş uyuyor oğluşlarım.
    

20 Kasım 2010 Cumartesi

DEMİR LEKESİ

Demir ilacını hemen hemen herkes biliyordur. Tadı da kokusu da berbat ve özellikle o meşhur çıkmayan lekesi. Temiz kıyafetimiz kalmadı diyebilirim. Ne kadar dikkat edersem edeyim verirken dökmemeyi başarsam bile ya ellerini, yumruklarını ağızlarına sokarken giysilerin kol ağızları batıyor ya da verdim bitti dökmedim yaşasın diye sevinirken kusmalarıyla birlikte giysiler yine batıyor. Ve bu çirkin leke kesinlikle çıkmıyor ... derken internetten bir yöntem keşfettim. Bilen zaten biliyordur yöntem şu :
Leke tazeyken hemen üzerine limon damlatıp sonra da tuzlayıp bir kenarda kurumasını bekledikten sonra yıkayınca lekeden eser kalmıyor.
Bilmeyenler için vatana millete bir katkım olsun diye bloğuma eklemek istedim.

16 Kasım 2010 Salı

KOZMETİKLERİMİZ

Aslında bu kozmetik kelimesi bebekler için kullanıldığında gereksiz, zararlı ve abartılı geliyor. Ama minnoşlara kullandığım şampuan, sabun, krem, yağ, ıslak mendil vs. yi başka nasıl bir başlık altında toplarım bilemedim.
Elimden geldiğince zararsız, katkısız olanlarını seçmeye gayret etsem de hepsinin içinde sıkıntı yaratacak birşeyler var maalesef.
Bu konuda arada sırada baktığım bir web sayfası var:
Esasen, bu web sayfasında Türkiye’de satılan her ürünü bulmak mümkün değil ama bulabildiğim ürünler için kullanıyorum.  Ürünlere içerdiği maddelere göre 0 ile 10 arası değerler vermişler. 
0-2  düşük seviyede toksiklik
3-6  orta seviyede toksiklik
7-10 yüksek seviyede toksiklik
Mesela, Huggies ve Pampers ıslak mendilleri orta derecede toksik. Biz Unibaby kullanıyoruz ama maalesef değerlendirilmemiş.
Islak mendil Unibaby Yeni Doğan kullanıyoruz. Saf su, doğal pamuk ve doğal gıda koruyuculardan oluşan nemli bir ‘’pamuk mendil’’dir. Yenidoğan bebeklerin cilt temizliğinde önerilen su ve pamuk, pratik kullanım sağlamak amacıyla bir araya getirilmiştir. Bebeğin cilt pH’ı ile uyumludur, hassas cildinde pamuk lifi bırakmaz. Alkol, boya maddesi, kimyasal ajan ve parfüm içermez. Uni Baby Yenidoğan ile bebeğinizin cildini, koruyucu tabaka Verniks’e zarar vermeden ilk günden itibaren güvenle temizleyebilirsiniz. 


Bir de şu meşhur paraben olayı var.
Parabenler nedir?
Parabenler çok geniş çapta kozmetik ürünleri içinde kullanılan koruyuculardır. Kimyasal olarak parabenler p-hidroksi benzoik asidin esterleridir. Kozmetik ürünlerinde propylparaben, methylparaben ve buthylparaben birlikte kullanır. Tipik olarak, ürünlerin içinde birden fazla paraben kullanılmaktadır ve onlar, mikroorganizmaların geniş alanlarına karşı koruyuculuğu sağlamak için sık sık diğer koruyucu tipleri ile birlikte kullanılırlar. Karışımlarda düşük seviyelerde kullanılan parabenlerin aktivasyonu, koruyucunun aktivasyon süresini artırır.
Niçin kozmetikte koruyucular kullanılır?
Kozmetik ürünlerinde kullanılan koruyucular, ürünü mikrobiyolojik büyüme karşı ve ürünün güvenirliğini sürdürmesi her ikisi de, tüketicinin korunması içindir. Kozmetik ürünlerde kullanılan hammaddelerin, yasa gereği müşteriyi bilgilendirmek için etiket üzerine yazılması zorunludur. Müşteriler için bu önemli bir bilgidir. Böylelikle onlar, tanımadığı bir içeriği içeren üründen almamaya karar vermektedir. Parabenler isim olarak kolaylıkla tanınmaktadır, öyleki methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben gibi.

Bu yil içinde yakin zamanda medyada yer alan, Ingiliz arastirmacilarin raporuna göre meme tümörlerinin örneklerinin içinde paraben oldugu saptanmistir.

Bundan dolayi, inandiricilik adina arastirmacilardan, Edinburgh’da üniversitede okuyan onkoloji uzmani Philippa Darbe yeni bir çalisma yapmistir. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde Paraben tespit etmistir. Bu da göstermektedir ki, onlar cildimize yaptigimiz bazi uygulamalardan kaynaklanmaktadir. En olasi aday mevcut deodorantlar, antiperspirantlar, kremler ve vücut sprayleridir.
Bu çalismayi yazan yazarlar onlarin gazetesinde: “ Çevrenin listesine bu parabenleri de estrogenik kimyasallar olarak eklenmelidir ve insan memesi içinde toplandigi/birikim yaptigi ve çoktan polyklorinat byphenyls (PCBs) ve organoklorin pesticide (OCPs) dahil edilmelidir. Bu dahi, bütün kimyasallarin arasinda bunlarin olasi zehirli etkisi ile mümkün olabilecek etkilesimden dolayi piyasadan kaldirilmalidir. 
Kaynak:http://www.helionature-turkey.com/parabens.html

11811322 Bübchen Bebek Banyo Köpüğü 200 ml.Bübchen Bebek Şampuanı - 500 ml.Şampuan ve banyo köpüğünde bübchen kullanıyorum. Paraben yok  Papatya ve ıhlamur çiceği özlü bir şampuandır.
- Boya maddesi içermez.
- Parfümsüzdür, sadece papatyanın doğal kokusunu içerir.
- Sabun maddesi içermedigi icin fazla köpürmeyen, doğal temizlik sağlayan, bitki ozlu yumuşak yıkama hammaddeli bir şampuandır.
- Saçın kolay şekil almasını sağlayan papatya ve ıhlamur özleri saça ipeksi parlaklık verir, hassas saç derisinin kurumasını ve tahrişleri önler.
- Göz yakmaz.
- Doğal bitki özlerinden hazırlanmıştır. Papatya, altıncıkçiçeği, ıhlamurçiçeği, biberiye, buğday tohumu, balmumu, jojoba, ayçiçeği, badem ve kalendula yağları, A ve E vitaminleri gibi)
- Hayvansal madde içermez.
- Alkolsüz ve doğal parfümlüdür.
- PH nötr, en hassas ciltlere bile uyumludur. En ust duzeyde cilt koruma ozelligine sahiptir.
- Dermatolojik olarak test edilmiş kliniklerde güvenle kullanılmaktadır.
- Çocuk doktorları ve dermatologlar tarafından onay görmüştür.
- 72 denek (bebek cildine eş hassasiyette) üzerinde bantlama usulü yapılan testlerde hiçbir yan etki görülmemiştir. Bu nedenle hipoalerjenik hatta antiallerjik ürünlerdir. Tüm bu çalışmalar resmi belgelidir.
- Bebeklerin hassas ciltleri düşünülerek hazırlanmış ürünlerimiz yetişkinler için de idealdir.
Nemlendiricimiz ise sebamed.
Bebeğin hassas ve kurumaya meyilli cildi için uyumlu ve yumuşak nemlendirici.

9 Kasım 2010 Salı

RSV AŞISI-SYNAGIS 2

 Rsv aşısı ile ilgili gelişmeleri yazacağımı daha önce burada söylemiştim.
Gazi Üniversitesi Hastanesi'nden raporu çıkarttık. Normalde 50 mg' lık aşının kutusu 870 TL. Zaten Türkiye' de sadece 50 mg' lık olandan varmış. Kilo başına 15 mg vuruluyor. Bizim minnoşlar 6,500 kg oldukları için adam başı 98 mg hesapladılar, yani adam başına iki kutu. Etti mi sana toplam 3.480 TL. Tabii bu bir aylık. 5 ayda toplam 5 kere 17.400 TL ediyor kilolarının hiç artmadığı farzedilirse. Yani yaklaşık 20-25.000 arasını bulu herhalde toplamda.
Dediğim gibi raporumuzu çıkarttıramasaydık veremezdik bu parayı. Raporla anlaşmalı bir eczaneye gittik. 4 kutu ilacımızı aldık. Sadece muayene parası adı altında 45 TL aldılar. Ne olduğunu anlamadım. İlaçlarla Gazi' ye gittik, vurdular. Bacaktan yapılıyor. Ateş genellikle yapmaz dedi doktor. Banyo yaptırabilirmişiz. Bundan sonra Mart ayı dahil önümüzdeki 4 ay boyunca vurduracağız. 

7 Kasım 2010 Pazar

DOĞUM HİKAYEMİZ

Aslında belki açılışı böyle yapmak gerekiyordu ama ne yalan söyleyeyim demek ki hazır değilmişim, hep erteledim. Bugün içimden yazmak geliyorsa demek ki zamanı gelmiş.
22 Mayıs 2010 günü sabahı 30 + 0 haftalık rutin kontrolüm için doktorum Cihangir ÇAKICI' nın muayenehanesindeydim. Herşey normaldi. İçime mi doğdu bilmem, ısrarla NST' ye girmek istedim ( ara ara kramplarım olduğu için endişeliydim ), gerek yok başka belirti olmadığı için bunlar yüksek ihtimal yalancı kasılma, daha sonra bağlayacağız dedi, akciğer geliştirici iğne vursak mı dedim ( ikiz gebelikte erken doğum riski yüksek olduğu için belli bir haftada akciğer geliştirici iğne vuruluyor ), daha erken dedi. İzne ayrılma zamanım geldiği için ve kendimi iyi hissettiğimden doğuma üç hafta kalana kadar çalışabilir raporumu da aldım ve annemlere gittik. Akşamı annemlerde geçirdik. Annemin ' senin karnın mı inmiş sanki ' deyişini hiç unutmam. ' Yok canım sana öyle geliyor ' dedim. Meğer eskilerin bildiği varmış gerçekten.
Bu arada tam 17 kilo almıştım, inanılmaz ödemim vardı, ellerimi yumruk yapmak için sıkamıyordum, dizlerimin ağrısından ölüyordum. Oturup kalkarken birisinin yardımı olmazsa kilitlenip kalıyordum. Arabadan inerken, arabaya binerken hep eşim yardımcı oluyordu. Ayak numaram 37' den 39' a çıktı. Yüzüm ay parçası gibi olmuştu.
Gece evimize döndük, hemen yattım. Saat 01.15 sularında inanılmaz tuvalet ihtiyacı hissederek ayağa kalktım ve aaaaaa olamaz idrarımı tutamıyordum. Suyum mu geliyor diye düşünmedim değil ama nedense su böyle bir anda FOŞ diye gelirmiş gibi düşünürdüm hep, koduramadım o yüzden. Hemen tuvalete koştum ve hafif bir kanamam olduğunu farkettim. Hamilileğimin başlarında da kanamalarım olduğu için alışkındım fazla korkmadım. Gelip tekrar uyumayı denedim. Yine tuvalet ihtiyacı duydum, ayağa kalktım ve yine kaçırdığımı sandım. Bu sefer yok bu sanırım idrar değil diye düşünmeye başladım çünkü hafif hafif sancılanmaya başladım. Hemen doktorumu aradım. Güven hastanesinde doğumdaymış. Sanırım suyum geldi diyince ' Eyvah' dedi :)) Kaçıncı haftadaydın sorusuna 30. hafta diyince ' Eyvah eyvah ' dedi ve çarpıntılarımı başlattı. 
' Hemen gelin ' dedi. Çantam bile hazır değildi. Bir torbaya elime geçen ne varsa doldurdum. Arabada sancılarım artmaya başladı, gözüm saatteydi. Sancıların sıklığı yavaş yavaş azalıyordu, üç dakikada bire düştüğünde eşimi panikletmemek için arabanın sağ üst kolunu ve dişlerimi sıkıyordum. 
Hastanede odaya alıp hemen serum taktılar ve NST' ye bağladılar. İşte o çok istediğim NST' ye nihayet bağlanmıştım. Doktorum NST' ye bakarak doğumun başladığını, serumdan verilen ilaçla doğumu durdurmaya çalışacaklarını, zaman kazanırsak hemen akciğer geliştirici iğneyi yapacaklarını söyledi. Bu iğnenin yapıldıktan sonra işe yaraması için 24 saat doğurmamam gerekiyormuş. Ne var ki sancıların sıklığını görünce muayene etti ve film orada koptu işte, gözleri dehşetle açılarak 5 cm açılmam olduğunu söyledi ve acil ameliyathaneyi hazırlayın bebekler geliyor diye bağırdı. Eşimle birbirimize baktığımızı hatırlıyorum. Esas film bundan sonra başladı. Bir hemşire boş küvezlerinin olmadığını söyleyince sanki benim sancılarım daha da arttı. Doktorum ordan oraya bağırıp duruyordu. Acil bir ambulans ayarlandı ve apar topar doktorumla Medicana Hastanesine doğru yola çıktık. Bu arada eşim gece yarısı olduğu için sadece kardeşimi aradı nolur nolmaz diye. Kimseye haber verememiştik.  
Doktorun söylediğine göre meslek hayatı boyunca ikinci kez ambulansa binmiş.Bizim çok atraksiyonlu bir çift olduğumuzu, aksiyonu bol bir hayatımız olduğunu düşünüyor kendisi, düğün gecesi gelinlik damatlıkla yaptığımız kazayı da bildiği için.
Eşim arabamızla Medicana Hastanesi' ne bizden önce vararak ortalığı birbirine katmış, hazır olun doğurmak üzere olan karım geliyor yolda diyerek. Nerden bilsin yolda Medicana ile görüşen doktoruma ellerinde yoğun bakım hemşiresi bulunmadığı için bizi kabul edemeyeceklerini söylediklerini ve bizim yarı yoldan rotayı Mesa Hastanesi' ne çevirdiğimizi. Sanırım 30 haftalık ikizlerimi kimse karşılamaya hazır hissetmiyordu kendini. Anneleri olarak ben bile hazır değildim ki. Daha doya doya karnımı gere gere alışveriş merkezlerinin X-Ray'lerinin kenarlarından dolaşarak geçememiştim, geceleri sağdan sola dönememeleri yaşamamıştım, yeter artık doğurayım diyecek kadar hamilelikten sıkılmamıştım, minnoşlarımın kaburgalarıma baskı yapmasını hissedememiştim, duruşmalara siz hamilesiniz sizi önce alalım diyaloglarını bile duyacak kadar hamile kalamamıştım. Çantam hazır değildi, bebek şekerlerim hazır değildi, kapı süsüm hazır değildi vs vs.
Neyse dağıtmayayım konuyu nerde kalmıştım? Yoldan eşimi cepten arayan doktorum Mesa' ya gittiğimizi söyledi. Bu arada benim sancılar doruk noktasında tabi. Hastaneye varınca açılmamın 7 cm olduğunufarkedince apar topar doğuma aldılar beni hemen. Arada hayal meyal kardeşimi gördüm. Ameliyathanede epidurali ne zaman yapacaksınız diye sordum. ( Normal doğumu çok istememe rağmen ikiz olduğu için riskli olacağını söyleyerek sezeryana ikna etmişti beni daha önce ) Vaktimiz yok bebekler gelmek üzere genel anestezi yapacaz dedi doktor. Çok istediğim birşey daha olmamıştı işte. Halbuki ben minnoşlarımın doğum anında ayık olmak her aşamayı görmek sonra da onları doya doya koklamak istiyordum. Ama her istediğiniz olmuyor maalesef.  Bebekler herşeyde olduğu gibi burda da kendi istedikleri doğrultusunda hareket ettiler.Ne zaman ve nasıl geleceklerine kendileri karar verdiler. 
Kolumdan bir iğne ve gözümü açtığımda odadaydım, eşim ve kardeşim yanımda ama bebeklerim koridorun öbür ucundaki yoğun bakım odasında. Tarih 23. 05. 2010 Pazar saat 03.35 - 03.36
Cihangir Bey' in söylediğine göre Alper keseyi patlatmış. Yiğit' in kesesi durduğu için Alper' i alıp Yiğit' i birkaç gün daha bekleteyim bu arada akciğer geliştirici iğne yaparım ne kadar içerde dursa kardır demiş önce ama sonra bu hastanenin ekibini çok tanımıyorum güvenemedim dedi. Bu arada üçüncüyü düşünürsem :)))) ve tek olursa beni normal doğurtabilirmiş bir iki saat içerisinde az daha doğuracaktın dedi.
Evet ne kötü ki hem doğum sancılarını çektim hem de sezeryan oldum. Kısmet böyleymiş demek ki.







Minnoşlarımı ilk görüşüm eşimin çektiği küvez fotoğrafları ile oldu. Sonra ayağa kalkabildiğim ilk dakika yoğun bakım odasına koştum ( daha doğrusu hızlı adımlarla yürüdüm ) Elim ayağım titreyerek Yiğit' in küvezine yaklaştım ve ne kadar küçük diye salya sümük ağlamaya başladım. Eşim sen bi de diğerini gör dedi. Alper Yiğit' ten daha da küçüktü. Her taraflarından kablolar, hortumlar sarkıyordu, minicik göğüs kafesleri minikliğinden beklenmeyecek bir hızla inip kalkıyordu mütemadiyen. Öyle küçük, öyle savunmasız, öyle korunmaya muhtaç, öyle miniktiler ki onları tekrar içime sokmak ve o korunaklı ortamda huzur içinde yaşasınlar istedim. Ağlama ağlamayı getirir ağlama dedikçe etrafımdakiler kendimi tutmaya çalışarak için için ağlıyor kimseye çaktırmadan boncuk boncuk gözyaşı döküyordum.
Nerden nerelere geldik, uzun ve meşakkatli bir yoldan geçtik. Yolumuz uzun devam ediyor ama en azından kötü günleri geride bıraktık. Çok şükür ki minnoşlarım sağlıkla gülücükler atıyorlar artık anne ve babalarına.
Oğluşlarım sayesinde anaların aslanı aslanların anasıyım ben artık... 


5 Kasım 2010 Cuma

5. AY


23 Ekim' de 5 aylık olduk. Yiğit' in motor gelişimi 4 aylık, Alper' in motor gelişimi 3 aylık şu anda.
  • Alper kafasını tam tutamıyor. Yiğit daha güzel tutuyor.
  • Alper yüzüstü yatışta yan dönmeye çalışıyor. Yiğit bunu henüz yapamıyor.
  • İkisi de ellerini önde kenetliyorlar, ama ikisi de ellerine henüz bakmıyorlar ( Bunun için kollarına çıngıraklı bileklik takacağız )
  • İkisi de ellerini hatta yumruklarını ağızlarına sokuyorlar.
  • Alper sürekli tavana ve ışıklara bakıyor. 0-3 ay arası normalmiş. Alper' in motor gelişimi 3 aylık olduğu için bunu yapıyormuş zamanla bunu bırakırmış.
  • İkisi de aynada kendilerine gülüyor.

3 Kasım 2010 Çarşamba

ANNE SÜTÜ MÜ ? MAMA MI?

Son iki gündür minnoşlarımdan Yiğit emmek istemiyor. İlk başlarda Alper doğru düzgün ememezken Yiğit çok güzel emerken şimdi durum tersine döndü. Zaten doğru düzgün emziremiyorum. Sağdığım sütleri biberonla veriyorum en azından günde bir iki kere emzirmeye çalışıyordum ve emdiklerinde çok mutlu oluyordum. Şimdi Yiğit iki gündür hiç emmiyor. Biberonla sağdığım sütümü alırken de nazlanmaya başladı. Ve günde bir öğün tok tutsun da uzun uyusunlar diye verdiğimiz mamaya ( confirmil 1 )saldırmaya başladı. 
Hep duyardım mamaların içine bebekler sevsin hatta bağımlılık yapsın diye katkı maddeleri koyuyorlar diye acaba gerçekten doğru mu? Bu şüphe insanı mahvediyor. Ama kilo alımı durma noktasında olduğu için mecburen birşeyler vermem gerekiyor. 
Öte yandan 2 yaşına kadar emzirme isteğimi yerine getiremeyeceğim sanırım. Olumsuz düşünmek istemiyorum ( secret felsefesi gereği ) ama yine de bunu başarabilmiş ikiz anneleri var mı merak ediyorum. Kaldı ki bu emzirme olayını mükemmel annelikle bağdaştırmaktan da vazgeçmeliyim sanırım. Öyle ya, bebeğini 2 yıl emziren anne de 2 ay emzirmiş ya da hiç emzirememiş anne değil mi ? Ama sanırım bu fikriyatta olmamın sebebi, annemle ergenlik dönemim boyunca yaşadığımız her gerginlikte, her problemde, annemin, ' Zaten bebekken de hiç emmedin beni, o yüzden anlaşamıyoruz, o yüzden aramız böyle soğuk ' şeklindeki serzenişleri. Sürekli bu söylemlere maruz kalınca haliyle insan etkileniyormuş demek ki. Emzirmek annelere bahşedilmiş öyle bir nimet ki hikmetinde sual olunmaz diyip ne olursa olsun emzirme, her koşulda emzirme takıntısına kaptırıveriyor insan kendini ve maalesef durumlar istediği gibi gitmeyince de hezimete uğruyor. Takıntı tesbitimi yaptım da gördüğünüz gibi, tedavi tavsiyem yok henüz. 
Ne diyeyim herkese ve tabi kendime de bol emzirmeli günler dilemekten başka birşey gelmiyor şu an elimden.  

28 Ekim 2010 Perşembe

OYUNCAKLARIMIZ

PLAYSKOOL BICIRIK KUKLALAR
Ali babanın çiftliği şarkısını söyleyerek oyunlar oynuyorum, hikayeler üretiyorum.Rengarenk oluşu ve ortasındaki minik kitap bölümünün çıkardığı sesler miniklerimin ilgisini çok çekiyor.

PLAYSKOOL İKİLİ EGZERSİZ ARKADAŞIM
 Bebeklerin yüz üstü yatarak kas gelişimlerini destekleyici egzersizler yapmalarını sağlarken, müzik ve ışık oyunlarıyla onları keyiflendiriyor. Kolayca dönüştürülerek bebek sırt üstü konumdaykan de kullanabiliyor. Özellikle Alper buna bayıldı. Yüzüstü durmaktan çok hoşlanmasa da gelişimi için sürekli kullanıyoruz. Sırt üstü kullanımda uykuya geçmesi için kullandığımızı bile söyleyebilirim. Evet, garip ama gerçek gündüz canlanmasını sağlayan bu oyuncak geceleri kurtarıcımız oldu. Yatağında yatarken hiçbir müzikle sakinleşmeyen zibidi Alper geceleri bu oyuncağın altında sakinleşip uykuya geçebiliyor. Hoş en erken gecenin 3' ünde oluyor bu olay. Neyse bu uyku sorunu ayrı bir yazı konusu. Konuyu dağıtmayalım :) Bu oyuncaktan kesinlikle çok memnun kaldım.

FISHER PRICE Yağmur Ormanı Beşik Salıncak K6077

YAĞMUR ORMANI BEŞİK SALINCAK
Yağmur Ormanı Beşik Salıncak her iki tarafa sallanabilme özelliğiyle bebeklerin en konforlu beşiği olacak! Salıncak, 6 ayrı hızda sallanabilirken, kimi sakinleştirici, kimi de eğlenceli 12 ayrı melodi salıncağın efendisine eşlik eder. Doğal seslerden oluşan iki seçenek ise yağmur ormanı atmosferini daha zengin kılar. Üst kısmındaki dönencenin etrafındaki yapraklar sırayla açılıp, kapanır ve yumuşacık arkadaşlar bebeğin başı üzerinde döner. Dönence, üzeri açık kullanım için arkaya katlanıp, annenin bebeği kolayca yerine oturtabilmesini, kucağına alabilmesini sağlar. Beşikte ayrıca bir yemek tepsisi, iki ayrı konumda arkaya yaslanma düzeneği ve kolayca çıkarılıp makinede yıkanabilir minder de mevcuttur. Pille çalışır, fişe takılmaz.
Özellikleri: Katlanabilir dönence • 2 değişik sallanma modu • hız ayarı • seskontrolü • müzikler
İşte bir kurtarıcımız daha. Kesinlikle işe yarıyor. Miniklerimi oyalarken aynı zamanda eğitip geliştiriyor da. Dönencesi özellikle Yiğit' in inanılmaz ilgisini çekiyor. 2 tarafa da sallanabilme özelliği süper. Oynayacağımız zaman hareketli melodileri, uykuya geçişte sakinleştirici melodileri seçiyoruz.
Tiny Love Süper HalıTİNY LOVE SÜPER HALI

  • Çeşitli alanlarda kullanmaya uygun süper geniş halı

  • Ayarlanabilir ayna

  • Değişik dokular

  • Görün/Kaybol kulaklar

  • Dişlik

  • Kolay katlanabilen ve yıkanabilen halı

  • Miniklerimin fiziksel, duyusal ve duygusal gelişimi için harika bir oyuncak. Yüzükoyun yattıklarında ayna ve resimler  başlarını ve boyunlarını kaldırması için miniklerimi teşvik ediyor. Değişik kumaş, doku ve şekillerin uyardığı duyuların yanı sıra, halının üzerindeki ses ve görüntü çeşitliliği birden fazla duyuya yönelik oyun deneyimi veriyor. Miniklerim, duyuları arasındaki koordinasyonu geliştirerek, oyuncaklara odaklanıyor, onlara dokunuyor, elleri ve ağızlarıyla onları keşfediyor. Hijyenikliğinden de diğer oyunlarımızı da bu halının üzerinde oynayarak faydalanıyoruz.