İşte herşey bu kareyle başladı. Küvez ziyaretlerimizin birinde, Pınar Hemşire ' Hadi bakalım bugün siz besleyeceksiniz ' dedi ve biberonu elimize tutuşturdu. Ve o gün bugündür o biberon elimizde.
Herkes kendinde olmayana özlem duyar, kendinde olmayanı istermiş ya, bendeki durumlar da böyle. Biliyorum durumuma şükretmem lazım, bebeğine hiç sütünü verememiş nice anne varken belki de nankörlük yapıyorum, buldum da bunuyorum ama ne yapayım bu bir ukte olarak içimde kalacak herhalde. Bebeklerini dakikalarca hatta saatlerce emziren annelere imreniyorum. Bebeğim beni emzik olarak kullanıyor diye isyan edenlere hayret ediyorum durumlarının kıymetlerini bilmiyorlar diye.
Tamam, bu kadar zamandır minnoşlarıma sadece anne sütü verebildim ve ek gıdalara geçmiş olmakla birlikte hala da verebiliyorum ( Maşallah diyelim Allah nazarlardan korusun ) Ama biberonla değil, kaynağından vermek istiyorum.
Tamam bizim de aramızda aşk var oğluşlarımla. Ama emzirirken yaşanan aşk çok farklı sanki, bunu 7 ayda ( 210 gün ) yaşadığım en uzunu 20 dakika, genellikle sadece ve sadece 5 dakika sürmüş toplasan 100 emzirmede az da olsa, ucundan kıyısından da olsa tattım sanıyorum ve işte tam da o duyguyu istiyorum.
Oğluşlarımın emerken sukunet ve mutlulukla gözlerimin içine bakmasını istiyorum.
Minicik parmaklarıyla bir taraftan emerken diğer taraftan tenime, yüzüme dokunmalarını istiyorum.
Mekanik bir ses eşliğinde değil, minnoşlarımın tatlı mırıltıları eşliğinde süt vermek istiyorum. O makinadan, her sağmadan sonraki sterilizasyon işinden kurtulmak istiyorum.
Ne dersiniz, nankör müyüm ? sadece emzirmek istiyorum çok mu şey istiyorum?