Evet, benim küçük mucizelerim prematüre. Tam 30 haftalıkken, tam üç haftaya kadar çalışabilir raporumu aldığım gün dünyaya gelmeye karar verdiler. Aceleci miniklerimden bi tanesi keseyi patlattı, diğeri de onun ardına takılmak zorunda kaldı.Aklıma gelmişken, duymuşmuydunuz, ikizlerde ve özellikle erken doğumda, ilk çıkan bebek ' Eyvah, çıkıyoruz ' diyerek stres hormonu salgılamaya başlar ve eksik bütün yönlerini tamamlamaya çalışırmış. Arkadan gelen ise ilk çıkana göre biraz daha problemli doğarmış. Gerçekten de bizim bir numara Alper kilo olarak daha düşük ağırlıklı doğmasına rağmen, iki numara Yiğit' ten daha iyi durumdaydı. Yine de Allahıma binlerce kere şükür çoğu prematüreden çok daha iyi durumdaydık.
Evet, prematürelik...En kötü yanı hangisi bilemiyorum. Doğum yaptığın halde kalbini, aklını, ruhunu hastanede bırakıp eve için, ruhun, kucağın, ellerin bomboş, gözlerin kan çanağı dönmek mi? Mantığın bebeklerine kesinlikle senden daha iyi baktıklarını, bebeklerinin emin ellerde olduğunu söylese de doktorlara, hemşirelere, hastane personeline bir türlü güvenememek mi? Doğrudan bebeklerinin kaynağından çekeceği sütü mekanik bir aletle bomboş bir evde 24 saat boyunca, gece gündüz, her üç saatte bir sağmak zorunda kalmak mı? Sağdığın sütleri başka lohusalar yataklarında bebekleriyle birlikte yatarken, sancılarına aldırmadan sabah akşam hastaneye taşımak mı? Belki bugün kucağıma verirler ümidiyle yoğun bakımın girişinde yeşil önlükleri giyip ayağına galoşları geçirip baştan aşağı steril olduğun halde bebeklerine sadece cam arkasından bakmak zorunda kalmak mı? Senin koklamaya kıyamadığın meleklerini her yanından kablolar sarkarken görmek mi ?İçin yanarken, bebeklerini gördüğünde ağlamamak için kendini zor tutarken hatta tutamazken aldığın en küçük kıyafetlerin bile içine düşen bebeklerinin o komik hallerine ağlamakla karışık gülmek mi ? Bebeklerinin üstünden çıkartıp yıka diye eline tutuşturdukları kıyafetleri üzerlerinde kokuları kaldığı için asla yıkayamamakmı? Geçen her günü kazanılmış bir zafer olarak görürken zaman zaman geriye dönüşler yaşamak mı ? Eve çıkmak üzere normal odaya çıktığımızda problem yaşayan oğluşumun birini yoğun bakıma küveze geri gönderip diğer oğluşumla eve gidiyor olduğuma bile sevinememek mi? Kedi yavrusunu azıtır gibi bir oğlumu hastanede bırakırken döktüğüm gözyaşlarımı? Evdeyken hastanede, hastanedeyken evde aklının kalması mı? Nihayet hep beraber evimize geldiğimizde solunum sıkıntısı yüzünden 24 saat nöbet tutmak zorunda kalmak mı? Her sorana önce kronolojik sonra düzeltilmiş yaşlarını söylemek zorunda hissetmek mi ? Enfeksiyon kapmasınlar diye paranoyak olmak mı?
Bu liste böyle uzayıp gider. Dile kolay tam bir ay küvez maceramız sürdü. Eve çıktıktan sonra da doktorlar, kontroller hala bitmedi. Ama diyorum ya Allahıma binlerce kere şükürler olsun ki her geçen gün büyüyor ve sorunları geride bırakıyoruz.
Bütün sıkıntılara rağmen bu işin hayırlı taraflarını da görmeye çalıştım ama. Misal, hiçbirşeyim hazır değildi, bebeklerim hastanedeyken eksiklerimi tamamladım. Bebeklerimin hastanede olduğu bir ay boyunca gece gündüz süt sağarak epey bir süt depoladım. Bebeklerim evimize gelene kadar güç topladım. Lohusalık sıkıntılarını atlattım.
Ne diyeyim, Darısı bebeklerinin yolunu gözleyen tüm anne babaların başına...
İşin ikiz annesi olmakla ilgili boyutu bir dahaki yazıya...

