Bu Blogda Ara

10 Mayıs 2012 Perşembe

SÜRPRİZ SEPETİ-DUYU SEPETİ



Montessori kervanına biz de katıldık. Minnoşlar doğmadan önce aldığım Montessori Vakfı başkanı Tim SELDIN tarafından yazılmış olan Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir kitabında gördüğüm bir aktiviteyi yapmak istedim. 



İşte sürpriz duyu sepetimiz :

İçine ne bulursam attım diyebilirim. Minnoşların ilgi ve dikkatini hemen çektik tabi. Çocuklarını oyalamak için birşeyler arayan annelere tavsiye olunur. Uzun bir süre sepettekilerle uğraşıp durdular. Teneke mücevher kutusunun içindeki zımbırtılardan dolayı sallayınca çıkardığı ses hoşlarına gitti, marakas kıvamında sallayıp durdular. Sıkılınca bu sefer açıp içini boşalttıktan sonra doldur boşalt yaptılar. Kitap ayracındaki püskülün dokusunu garipsediler, bir iki kez yüzlerine burunlarına sürdüler. Saç tokasının çıt çıtını açıp kapattılar. 
E be çocuklar ev oyuncak kaynıyor sizin uğraştığınız şeylere bak ..

Pamuk ALPER'İN çok ilgisini çekti. Burnuna dokundurup durdu. YİĞİT ise anahtarlıkçı, nerede anahtar bulsa affetmiyor hemen en yakındaki anahtar deliğinde bulduğu anahtarı deniyor. 
 Kırmızı cüzdanın fermuarları Alper' in elinde açıla kapana neredeyse bozulacaktı. Oyun ablamızın fermuar açka kapama etkinliğine katkıda bulunmuş olduk böylece. Diğer cüzdan çıtçıtlıydı onunla da epey bi oynadı. Bir ara Yiğit' in elinden Eyfelli anahtarlığı kaptı. Son karedeki taştan adamları ise Didim'den almıştım. Beşiktaşlı olan beni, Fenerbahçeli olan babamızı temsil ediyor. Kafalarındaki örgü bereler ve taşın dokusu aynı eşyada iki farklı dokuyu algılamalarını sağladı.( ne kadar bilimsel bir açıklama oldu bu yahu :)) 
Yiğit' de mücevher kutusunun içindeki pamuk benzeri parçayla bir süre mücadele etti. Eline aldığına bin pişman oldu. Burnuna götürünce huylandı, elinden atmak istedi. O da ne ? Eline yapışmıştı sanki. Elini salladı, salladı baktı kurtulamıyor büyük bir çığlık attı ve anneyi yardımına çağırdı. Neyse ki anne elindekinden kurtulmasını sağladı da rahatladı. Saat kutusuyla aç kapa ve tabi ki anahtarlık.
Çocukların oyalanma kapasitelerini görünce anladım ki bundan böyle değişik materyallarle değişik sürpriz sepetler bizi bekliyor.
Arkadaşlar tek amacım eğitici aktiviteler yaptırmak, yoksa aman oyalansınlar da ne yaparlarsa yapsınlar diye düşünüyor değilim, kesinlikle öyle bir derdim yok bilesiniz...:))

9 Mayıs 2012 Çarşamba

TİYATRO PEMBE KURBAĞA


Yine son derece gecikmiş bir yazı daha.İlk seferimiz minnoşlar 19 aylıkken Ocak 2012' de ikinci seferimiz ise Şubat 2012' de olmuş ve ben daha yeni yazabiliyorum. 
Mekanın adı : TİYATRO PEMBE KURBAĞA
Büklüm Sok.No:8/11 Kavaklıdere/Ankara
Tel:0 312 418 02 98
 http://www.pembekurbaga.com.tr/
Canım arkadaşım Canan'larla deneyimledik mekanı. O da kendi bloğunda şöyle bahsetmiş buradan. Gittiğimiz oyunlar Sevgili Kardan Adam ve Şık Şık Şıkırdak. Her iki oyun da 3 yaş öncesine yönelik olarak hazırlanmış.  Daha büyük çocuklar için de oyunları var.
Mekanı çok beğendim. Bir apartman dairesi. Salonunu sahne haline çevirmişler. İçeriye galoşlarla giriyorsunuz. Yerlerde minderler, çocukların çok rahat edecekleri bir ortam. İlk deneyimimizde açıkçası tiyatroda sandalyede oturur ve oyunu seyredersin diye düşündüğüm için kasılmıştım biraz. Ama ortamı görünce rahatladım. Çocuklar isterlerse oyuna bile dahil olabiliyorlar, dolaşıyorlar gönüllerince. Son derece rahat bir ortam.  

İlk gidişimizde minnoşlar da beğendi demek isterdim ama sanırım ufak bir şok yaşadılar. Öyle donup kaldılar, ağlama falan olmadı ama normalde çok canlı neşeli çocuklardır, etrafa şaşkın şaşkın bakmaktan başka bişey yapmadılar. Yani ne alkış, ne bay bay, ne kolları havaya kaldırma hiçbirine iştirak etmediler. Bu yüzden nacizane tavsiyem ilk defa gidecekler için bir yarım saat önceden gidin mekana. Çünkü ben bizimkilerin şokunu buna bağlıyorum. Biz son dakika girdik içeri ve girer girmez oyun başladı, sanırım bizimkiler ne olduklarını şaşırdılar. Biraz daha önceden orada olsaydık sanırım ortama biraz daha iyi adapte olurlardı gibi geldi bana. Canselciğim giderken uzun uzun anlatsaydın neyle karşılacaklarını dedi, ben böyle bir şey de yapmamıştım.
Bu arada yanınızda ev ayakkabısı götürün derim, biz unutmuşuz ama galoş giydirdik minnoşlara da sorun olmadı. Ama galoşa kafayı takıp çıkartmaya çalışan çocuklar oldu, o yüzden öyle bir çocuğunuz varsa ev ayakkabınızı unutmayın derim. Oyun yarım saat kadar sürdü. Bana kısa geldi, bir anda bitti sanki. Gerçi belki de çocukların dikkat süresine göre ayarlıyorlardır. Belki daha uzun sürse sıkılırlar bilemiyorum.
Oyundaki şarkıyı hala söyleyip oynuyoruz.

Kardan adam yapalım
Burnuna havuç takalım
Üşüyor bu havada
Atkıyı dola boynuna
  
BARIŞ'LA BİRLİKTE
İkinci seferimiz minnoşlar açısından çok daha eğlenceliydi. Biraz erken gitmemiz ortama alışma açısından iyi oldu. Ama bu sefer de inanılmaz kalabalıktı. Açıkçası bu yönden pek memnun kalmadım. Tıkış tıkıştık. Ama oyun yine çok güzeldi ve minnoşlar yine çok eğlendiler. Tavsiyem oyunların ilk gösterimlerine gitmeyin, çok kalabalık oluyor, ikinci ve daha sonraki gösterimler nisbeten daha sakin oluyor.




Evet eylemlerimiz devam edecek. Hepinize sanat dolu günler dilerim :))))))