Bu Blogda Ara

7 Kasım 2010 Pazar

DOĞUM HİKAYEMİZ

Aslında belki açılışı böyle yapmak gerekiyordu ama ne yalan söyleyeyim demek ki hazır değilmişim, hep erteledim. Bugün içimden yazmak geliyorsa demek ki zamanı gelmiş.
22 Mayıs 2010 günü sabahı 30 + 0 haftalık rutin kontrolüm için doktorum Cihangir ÇAKICI' nın muayenehanesindeydim. Herşey normaldi. İçime mi doğdu bilmem, ısrarla NST' ye girmek istedim ( ara ara kramplarım olduğu için endişeliydim ), gerek yok başka belirti olmadığı için bunlar yüksek ihtimal yalancı kasılma, daha sonra bağlayacağız dedi, akciğer geliştirici iğne vursak mı dedim ( ikiz gebelikte erken doğum riski yüksek olduğu için belli bir haftada akciğer geliştirici iğne vuruluyor ), daha erken dedi. İzne ayrılma zamanım geldiği için ve kendimi iyi hissettiğimden doğuma üç hafta kalana kadar çalışabilir raporumu da aldım ve annemlere gittik. Akşamı annemlerde geçirdik. Annemin ' senin karnın mı inmiş sanki ' deyişini hiç unutmam. ' Yok canım sana öyle geliyor ' dedim. Meğer eskilerin bildiği varmış gerçekten.
Bu arada tam 17 kilo almıştım, inanılmaz ödemim vardı, ellerimi yumruk yapmak için sıkamıyordum, dizlerimin ağrısından ölüyordum. Oturup kalkarken birisinin yardımı olmazsa kilitlenip kalıyordum. Arabadan inerken, arabaya binerken hep eşim yardımcı oluyordu. Ayak numaram 37' den 39' a çıktı. Yüzüm ay parçası gibi olmuştu.
Gece evimize döndük, hemen yattım. Saat 01.15 sularında inanılmaz tuvalet ihtiyacı hissederek ayağa kalktım ve aaaaaa olamaz idrarımı tutamıyordum. Suyum mu geliyor diye düşünmedim değil ama nedense su böyle bir anda FOŞ diye gelirmiş gibi düşünürdüm hep, koduramadım o yüzden. Hemen tuvalete koştum ve hafif bir kanamam olduğunu farkettim. Hamilileğimin başlarında da kanamalarım olduğu için alışkındım fazla korkmadım. Gelip tekrar uyumayı denedim. Yine tuvalet ihtiyacı duydum, ayağa kalktım ve yine kaçırdığımı sandım. Bu sefer yok bu sanırım idrar değil diye düşünmeye başladım çünkü hafif hafif sancılanmaya başladım. Hemen doktorumu aradım. Güven hastanesinde doğumdaymış. Sanırım suyum geldi diyince ' Eyvah' dedi :)) Kaçıncı haftadaydın sorusuna 30. hafta diyince ' Eyvah eyvah ' dedi ve çarpıntılarımı başlattı. 
' Hemen gelin ' dedi. Çantam bile hazır değildi. Bir torbaya elime geçen ne varsa doldurdum. Arabada sancılarım artmaya başladı, gözüm saatteydi. Sancıların sıklığı yavaş yavaş azalıyordu, üç dakikada bire düştüğünde eşimi panikletmemek için arabanın sağ üst kolunu ve dişlerimi sıkıyordum. 
Hastanede odaya alıp hemen serum taktılar ve NST' ye bağladılar. İşte o çok istediğim NST' ye nihayet bağlanmıştım. Doktorum NST' ye bakarak doğumun başladığını, serumdan verilen ilaçla doğumu durdurmaya çalışacaklarını, zaman kazanırsak hemen akciğer geliştirici iğneyi yapacaklarını söyledi. Bu iğnenin yapıldıktan sonra işe yaraması için 24 saat doğurmamam gerekiyormuş. Ne var ki sancıların sıklığını görünce muayene etti ve film orada koptu işte, gözleri dehşetle açılarak 5 cm açılmam olduğunu söyledi ve acil ameliyathaneyi hazırlayın bebekler geliyor diye bağırdı. Eşimle birbirimize baktığımızı hatırlıyorum. Esas film bundan sonra başladı. Bir hemşire boş küvezlerinin olmadığını söyleyince sanki benim sancılarım daha da arttı. Doktorum ordan oraya bağırıp duruyordu. Acil bir ambulans ayarlandı ve apar topar doktorumla Medicana Hastanesine doğru yola çıktık. Bu arada eşim gece yarısı olduğu için sadece kardeşimi aradı nolur nolmaz diye. Kimseye haber verememiştik.  
Doktorun söylediğine göre meslek hayatı boyunca ikinci kez ambulansa binmiş.Bizim çok atraksiyonlu bir çift olduğumuzu, aksiyonu bol bir hayatımız olduğunu düşünüyor kendisi, düğün gecesi gelinlik damatlıkla yaptığımız kazayı da bildiği için.
Eşim arabamızla Medicana Hastanesi' ne bizden önce vararak ortalığı birbirine katmış, hazır olun doğurmak üzere olan karım geliyor yolda diyerek. Nerden bilsin yolda Medicana ile görüşen doktoruma ellerinde yoğun bakım hemşiresi bulunmadığı için bizi kabul edemeyeceklerini söylediklerini ve bizim yarı yoldan rotayı Mesa Hastanesi' ne çevirdiğimizi. Sanırım 30 haftalık ikizlerimi kimse karşılamaya hazır hissetmiyordu kendini. Anneleri olarak ben bile hazır değildim ki. Daha doya doya karnımı gere gere alışveriş merkezlerinin X-Ray'lerinin kenarlarından dolaşarak geçememiştim, geceleri sağdan sola dönememeleri yaşamamıştım, yeter artık doğurayım diyecek kadar hamilelikten sıkılmamıştım, minnoşlarımın kaburgalarıma baskı yapmasını hissedememiştim, duruşmalara siz hamilesiniz sizi önce alalım diyaloglarını bile duyacak kadar hamile kalamamıştım. Çantam hazır değildi, bebek şekerlerim hazır değildi, kapı süsüm hazır değildi vs vs.
Neyse dağıtmayayım konuyu nerde kalmıştım? Yoldan eşimi cepten arayan doktorum Mesa' ya gittiğimizi söyledi. Bu arada benim sancılar doruk noktasında tabi. Hastaneye varınca açılmamın 7 cm olduğunufarkedince apar topar doğuma aldılar beni hemen. Arada hayal meyal kardeşimi gördüm. Ameliyathanede epidurali ne zaman yapacaksınız diye sordum. ( Normal doğumu çok istememe rağmen ikiz olduğu için riskli olacağını söyleyerek sezeryana ikna etmişti beni daha önce ) Vaktimiz yok bebekler gelmek üzere genel anestezi yapacaz dedi doktor. Çok istediğim birşey daha olmamıştı işte. Halbuki ben minnoşlarımın doğum anında ayık olmak her aşamayı görmek sonra da onları doya doya koklamak istiyordum. Ama her istediğiniz olmuyor maalesef.  Bebekler herşeyde olduğu gibi burda da kendi istedikleri doğrultusunda hareket ettiler.Ne zaman ve nasıl geleceklerine kendileri karar verdiler. 
Kolumdan bir iğne ve gözümü açtığımda odadaydım, eşim ve kardeşim yanımda ama bebeklerim koridorun öbür ucundaki yoğun bakım odasında. Tarih 23. 05. 2010 Pazar saat 03.35 - 03.36
Cihangir Bey' in söylediğine göre Alper keseyi patlatmış. Yiğit' in kesesi durduğu için Alper' i alıp Yiğit' i birkaç gün daha bekleteyim bu arada akciğer geliştirici iğne yaparım ne kadar içerde dursa kardır demiş önce ama sonra bu hastanenin ekibini çok tanımıyorum güvenemedim dedi. Bu arada üçüncüyü düşünürsem :)))) ve tek olursa beni normal doğurtabilirmiş bir iki saat içerisinde az daha doğuracaktın dedi.
Evet ne kötü ki hem doğum sancılarını çektim hem de sezeryan oldum. Kısmet böyleymiş demek ki.







Minnoşlarımı ilk görüşüm eşimin çektiği küvez fotoğrafları ile oldu. Sonra ayağa kalkabildiğim ilk dakika yoğun bakım odasına koştum ( daha doğrusu hızlı adımlarla yürüdüm ) Elim ayağım titreyerek Yiğit' in küvezine yaklaştım ve ne kadar küçük diye salya sümük ağlamaya başladım. Eşim sen bi de diğerini gör dedi. Alper Yiğit' ten daha da küçüktü. Her taraflarından kablolar, hortumlar sarkıyordu, minicik göğüs kafesleri minikliğinden beklenmeyecek bir hızla inip kalkıyordu mütemadiyen. Öyle küçük, öyle savunmasız, öyle korunmaya muhtaç, öyle miniktiler ki onları tekrar içime sokmak ve o korunaklı ortamda huzur içinde yaşasınlar istedim. Ağlama ağlamayı getirir ağlama dedikçe etrafımdakiler kendimi tutmaya çalışarak için için ağlıyor kimseye çaktırmadan boncuk boncuk gözyaşı döküyordum.
Nerden nerelere geldik, uzun ve meşakkatli bir yoldan geçtik. Yolumuz uzun devam ediyor ama en azından kötü günleri geride bıraktık. Çok şükür ki minnoşlarım sağlıkla gülücükler atıyorlar artık anne ve babalarına.
Oğluşlarım sayesinde anaların aslanı aslanların anasıyım ben artık... 


11 yorum:

  1. doğum hikayemizin bile hemen hemen aynı olmasına inanamıyorum..ve yine ağlıyorum..

    YanıtlaSil
  2. Canım, canım arkadaşım, dostum, evet çok meşakatli bir yoldan geçtin ama çok şükür ki iki sağlıklı oğlun var şu an kucağında, o yüzden sezeryan olmuş, normal olmuş artık bunların hiç önemi yok...Dinlemiştim ama şimdi senin yazı dilinle ve bu kadar mükemmel anlatımınla yine gözlerim doldu. Allah oğluşlarını sana bağışlasın, hayırlı evlatlar olsunlar inşallah..Mutluluğunuz hiç bozulmasın, sağlıklı, huzurlu, eğlenceli, keyifli hayatlarınız olsun.. Sizi seviyorum sevgili Bilgin Ailesi:)

    YanıtlaSil
  3. Canımcığım, ne güzel dilekler bunlar. Hepsini paylaşıyorum. Bu küçük yumurcakların sevgisi ne kadar büyükmüş değil mi? Ve hayatımız onlar olmadan ne kadar boş ve tekdüzeymiş...Bilgin ailesi de sizi çok seviyor Sezer ailesi :))))

    YanıtlaSil
  4. Nihan hanım aynen sizin gibi yaşadım erken doğumu. Birde görev nedeniyle doğuda olduğumuzdan doğum için hastaneye ulaşmam 2 saati aldı. İnanılmaz yaşadıklarımız ve hissettiklerimiz aynı.

    YanıtlaSil
  5. allah ikisini de size bağışlasın yaa, çok ağladım ben sizi okurken...

    YanıtlaSil
  6. Amin, Allah hepimizin yavrularını bağışlasın

    YanıtlaSil
  7. allah minnoslarini sana bagislasin! benim oglumda 30 ocak 2011 de dogdu üstelik yalnizca 25+2 haftalikti. 650 gramla dünyaya agirligini koydu. bizde cok zor günler gecirdik ve yazini okurken yalniz olmadigimi ayni seyleri hissettigimizi görmek bana güc verdi. bu arada oglumun adi yigit. buda bir tesadüf mü acaba... Rabbim o minik mucizeleri bizlerden hic ayirmasin

    YanıtlaSil
  8. amin canım, senin Yiğit' ini de. Bir ara aklımdan geçmedi değil, acaba böyle zorluklarla dünyaya gelen, mücadele eden bebeklerimize özellikle mi böyle Yiğit, Mert, Alper, Aslan, gibi güç, kuvvet çağrıştıran isimler koyuyoruz? Zorlukları kolaylıkla atlatsınlar diye.
    Bu arada şimdi iyisiniz değil mi ? Herşey yolundadır umarım.

    YanıtlaSil
  9. Allaha sükür iyiyiz. senin bloguna rsv asisi ile ilgili bilgi toplarken rastladim. su an o asiyi yaptirmamiz lazim ancak oglum burda dogmadigi icin istanbul capa tip fakültesinden rapor vermiyorlar. umarim bir an önce bu rapor isini halledebiliriz. saglik konusunda önümüze bu kadar cok engellerin cikmasi gercekten cok üzücü. biz bebeklerimizle onca zor günler gecirdikten sonra birde böyle uygulamalarla karsilasinca gercekten cok üzülüyorum.

    YanıtlaSil
  10. canım benim de doğumum özel hastanede olmasına rağmen, Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesi' nden aldık biz raporu. Neden vermiyorlar anlamadım. Haklısın bu memlekette bürokrasi bitmeden rahata eremeyiz biz, Allah yardımcın olsun

    YanıtlaSil
  11. öncelikle tebrik ediyorum bu kadar zor süreclerı Allahın izniyle atlatmışsınız ben 20 haftalık ikizlerime hamileyım gözlerimden yaşlar dökülerek okudum ve hazırlıkları 1 ,2 hafta öne çekmeye karar verdım.bebişlerin ne zaman gelecekleri belli değil evlatlarınızla ömür boyu mutluluklar.

    YanıtlaSil